OSMANLININ KULLANDIĞI ÜÇ HİLAL BAYRAĞININ SIRLARI

OSMANLININ KULLANDIĞI ÜÇ HİLAL BAYRAĞININ SIRLARI

OSMANLININ KULLANDIĞI ÜÇ HİLAL BAYRAĞININ SIRLARI

 -Osmanlı Devletine bağlı denizci leventler genelde üç hilal şekilli bayrak kullandılar.

-Üç hilal şekli, İslamiyetin dünyaya yayılması ideallerini yansıtır.

-Çanakkale boğazı kıyısındaki Kilitbahir kalesinin görünüşü de üç hilal şeklindedir ve Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır.

   Osmanlı bayrağının tarihi gelişimi üzerine yapılan araştırmalar ilginç bilgileri gözler önüne seriyor. 1500’lü yıllarda kullanılan 3 hilalli Osmanlı bayrağı genelde denizcilerin kullandığı devlet arması özelliği taşıyordu. Bayrak üzerindeki hilal şyekli islami bir anlam taşıyordu. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in MS 622 yılında Mekke’den medineye göç yapması esnasında gökyüzünde hilal şekli vardı.  Müslümanlar hicret olayının her hatırlanması için takvimin de başlangıcı olarak kaübul etmişlerdi. Ancak Hicri takvim, ayın dünya etrafında dönmesine tayanıyordu ki güneş takvimi ile arasında her yıl 10 gün farklılık vardı.

    Türklerin islama geçişleri 10. Yüzyıl ortalarında Karahanlı Devleti zamanında gerçekleşti. Bu tarihten önce de İslama geçen Türk boyları vardı. Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in ordusu ile Bağdat’a kadar gelmesi ve islam halmifesine bağlmılığını bildirmesi esnasında o’na “İslamın kılıcı” ünvanı verildi. Ve Güneşin doğduğu yerden battığı yere bütün dünyanın yönetiminin Müsmümanlara gerçemi görevi verildi.  Bu olaydan sonra Selçuklu ve Osmanlı Hükümdarları kenidlerini aynı zamanda İslamın dünyaya yayılması görevi verilen mücahitler olarak gördüler ve imzalarını üç tuğ şeklinin açılımı olan TUĞRA şeklinde attılar.  Tuğra şekline dikkatlice bakılırsa orta yerde ÜÇ TUĞ vardır. Bunan anlamı da doğu-batı-merkezde birleşir anlamına gelir. Yani güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar merkezde, bir elde, yönetimde birleşilmesi anlamı çıkar.

    Osmanlı bayrağındaki ÜÇ HİLAL şekli de  TUĞRA’nın bir başka açılımıdır. İslamiyetin dünyanın her yerine yayılması düşüncesini canlandırır. Osmanlı sultanları kendilerini islamhalifesi ve aynı zaman da İslam mücahidi olarak da görmüşlerdi.

ÇANAKKALE BOĞAZI KIYISINDA KİLİTBAHİRDE  OSMANLI ÜÇ HİLAL ŞEKİLLİ KALE

    Osmanlı Sultanı ve de İstanbul Fatihi  Mehmet, Osmanlı’nın kalbi olarak gördüğü  Çanakkale  şehrinin tam karşısında bulunan Gelibolu sahillerinde Kilitbahir kalesini de yaptırdı.  Hilal gibi kıvrılarak birbirine bağlanan duvarları ve iç kısmında da birdenbire yükseliveren kule duvarı ile sağlam bir yapı idi kilitbahir kalesi.  “Kilitbahir” sözleri de “Denizin kilidi” anlamına geliyordu.

    Gökyüzünden çekilen fotoğrafın ayrıntılarında da Kilitbahir kalesinin sırları ortaya çıkıyor. Birbirine hilal gibi kıvrılarak bağlanan kale duvarlarının Osmanlı’nın bayrağı olan 3 Hilal şekli olduğu anlaşılıyor. Kalenin tam orta yerinde de bir kumbaranın iç kısmındaki kilite benzer olduğu ortüaya çıkıyor.  Belki de Fatih Sultan Mehmet,  kendi zamanında İstanbul’un gfethi hazırlığı için yaptırdığı Rumelihisarı  ile İszlam Peygamberirir izinden gittiğini, devletinin sonsuza dek yaşaması içinde kilitleri açılamayan Çanakkale boğazında üç hilal bayrağına banzer Kilitbahir kalesini yaptırmıştı. Fatih’in torunları aradan geçen yüzyıllar sonrası mart 1915 tarihi geldiğinde Osmanlı ülkesinin kilidinin düşman tarafından açılmaması için bütün güçleri ile vatan savunması yapıyor destanlar yazıyordu.

ÜÇHİLALİN DİGER BİR ANLATIMI

Üç hilal, Türk tarihinin en önemli simgelerinden biridir. Sanılanın aksine hilalin ve üç hilalin tarihi, İslamî dönemle başlamış değildir. Hilal ve üç hilal, İslam öncesi Türk tarihinden bugüne değin gelen millî sembollerimizdendir. Yakın zamanda bulunan Gök Türk sikkelerinin üzerinde dahi hilal ve hatta yıldız simgeleri mevcuttur. Yine büyük Türkçü Nihal Atsız’ın, Gök Türkler dönemini anlattığı“Bozkurtların Ölümü“ adlı romanında da gökte Ay’ın üçe ayrılıp üç hilal olduğundan bahsedilmektedir. Lakin günümüzde üç hilal dendiğinde akla hemen Osmanlı Devleti’nin bayrağı olduğu yönündeki görüş gelmektedir. Oysa üç hilal, Osmanlı döneminde devletin değil sadece donanmanın ve mehteran takımının flamasıdır. Osmanlı Devleti’nin bayrağı, kırmızı zemin üzerinde bir hilal ve sekiz köşeli bir yıldızdan oluşmaktadır.
 
Günümüzde tarihi bir hatıra olarak yaşatılan mehteran takımının flamalarında gördüğümüz üç hilal, tıpkı mehteran takımı gibi Gök Türklerden beri vardır. Mehteran takımı ya da daha doğrusu bir nevi ordu bando takımı, Türklerin icadıdır. Savaş meydanında orduyu yüreklendirmek ve düşmana korku salmak için bir takım yüksek ses çıkaran çalgıların çalınması Gök Türklerden bu yana uygulanagelmekte olan bir Türk geleneğidir.
 
Üç hilal, 1969’dan beri Türk Siyasi tarihinde Türk Milliyetçiliğinin siyasi partisi olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin efsanevi sembolü olarak yer almaktadır. MHP’nin üç hilalinin ne anlama geldiği konusunda şimdiye değin pek çok görüşler ileri sürülmüştür.
 
Bunlar; üç hilalin, Recep, Şaban ve Ramazan’dan oluşan üç mübarek ayı simgelediği, Osmanlı’nın egemen olduğu üç kıtayı simgelediği, Hak, Hukuk ve Adaleti simgelediği, İman, Ahlak ve Adalet anlamına geldiği vb. şeklindedir.
 
Her biri ayrı bir güzellik barındıran bu görüşlere son derece saygı duyan biri olarak üç hilalin taşıdığı manaya dair âcizane bir katkı da ben sunmak istiyorum.  
 
Hilal, Ay’ın yay biçimindeki haline denilmektedir. Hilal sözcüğü Arapça kökenlidir. Türkçesi Ayça’dır. Bilindiği üzere Ay’ın tam yuvarlak ve parlak haline ise“dolunay” adı verilmektedir. Bunun Arapçası ise sözlüklerde “Şehr“ olarak yer almakta. Şehr sözcüğü dilimizde özellikle Ramazan Ayı geldiğinde kullanılmakta ve pek çok caminin mahyalarında yazılı olan “ Hoş Geldin Ya Şehr – i Ramazan “ifadesinde geçmektedir. Şehr sözü, temel anlam itibariyle dolunay demek olsa da Hicrî 29 – 30 günlük takvim ayı anlamında da kullanılmaktadır. Lakin bu kullanım bir nevi anlam genişlemesi sonucu meydana gelmiştir. Dilimizde yine Ay anlamına gelmek üzere Arapça kökenli  “kamer“  sözcüğü de mevcuttur. 
 
Türkçede Ay, Ayça sözcükleri ile birlikte Ay’ın çevresindeki ışık kümesini ifade etmek üzere Arapçadaki “Hale” kelimesinin karşılığı olarak “Ayla“ sözcüğü de bulunmaktadır. Böylece bilebildiğimiz kadarıyla Ay, Ayça ve Ayla Türkçemizdeki Ay’la ilgili Öz Türkçe sözcüklerdendir. Bir de Ay gibi parlak anlamına gelen ve kişi ismi olarak da kullanılan Öz Türkçe “Aysun” sözcüğü de vardır.
 
Türkçede Ay anlamında gelmek üzere Farsça “Mah” sözcüğü ve ondan türemiş birkaç başka söz de kullanılıyor. “Mah – ı Matem / Yas Ayı”, “Mah – i Tab / Mehtap / Ay Işığı“  dilimizde yer alan Farsça kökenli tabirlerden ilk aklımıza gelenlerdir.
 
Alevi Bektaşi Türklerin dinî ritüellerinden yani ibadetlerinden biri olan “Semah” sözcüğünün de Farsça bir tabir olduğu belirtilmektedir. Semah sözcüğünün etimolojisi ve ihtiva ettiği mana hususunda birkaç başka görüş daha vardır. Lakin biz Farsça kökenli oluşunu temel alan görüşe itibar etmekteyiz. Buna göre “Semah” Farsça’da  “üç” anlamına gelen “Se” ile “Ay” anlamına gelen “Mah” sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmiştir. Mah sözcüğü hem Ay anlamına gelmekte hem de Ay’ın çeşitli biçimlerini, sözgelimi “Hilal” halini de ifade etmektedir. Bu durumda “Semah”  sözcüğü  “Üç Hilal“ demektir. Gerçekten bir ibadet olarak Semah bütün figürleri ve icra ediliş biçim ve amacıyla üç hilali anlatmaktadır.
 
Bu üç hilalden biri ve birincisi Hak Teâlâ’dır. Yüce Allah veya Öz Türkçe ifadesiyle Yüce Tanrı demek olan Hak Teâlâ sözü, Alevi Bektaşi terminolojisinde, bütün İslamî mistik akımlarda olduğu gibi Allah – u Teâlâ anlamında kullanılmaktadır. İşte üç hilaldeki birinci hilal, Yüce Allah’ı simgelemektedir. Bu noktada, Hilal ile Allah sözcüklerinin ebced değerlerinin aynı olduğunu belirtmenin de anlamlı olacağı kanısındayım.  
 
Üç hilaldeki ikinci hilal ise, âlemlere rahmet olarak gönderilen şanlı peygamberimiz Ahmed – i Muhtar, Hz. Muhammed Mustafa efendimizi simgelemektedir. Üçüncü hilal ise Tanrı’nın aslanı, Allah’ın velisi, Cenab – ı Haydar – ı Kerrar, Hz. Ali el – Mürteza’yı işaret etmekte…
 
Böylece semah yani üç hilal, “Hak – Muhammed – Ali “ üçlüsünün simgesel bir ifade tarzı olarak anlam ve kavram dünyamızdaki ihtişamlı yerini almaktadır.
 
Birileri oyun, folklorik gösteri, dans vb. nitelemelerde bulunsa da bütün semahlar Hak Muhammed Ali aşkına dönülüyor. Bu noktada Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin şu sözleri gerçekten manidardır:
 
“Hâşâ ki semahımız oyuncak değildir
İlahi bir aşktır, salıncak değildir
Her kim ki semahı oyuncak sanır
Cenaze namazı kılınacak değildir”
 
Yanlış anlaşılmalara fırsat vermemek adına belirtelim ki, semah bir ibadet olarak İslam tarihinin ve Alevi Bektaşi dünyasının mukaddes bir ritüelidir. Aynı zamanda tüm Müslümanların, bütün milletimizin ve tüm insanlığın evrensel bir kültürel değeridir. 
Dolayısıyla semah, hiçbir partinin, zümrenin ve kesimin tekelinde görülemez, görülmemelidir.
 
MHP’nin simgesini oluşturan üç hilal yani semah, pek çok partisel etkinlik ve seçim müziklerinde de yer almaktadır. Şahsen ilk olarak 2007 Erciyes Zafer Kurultayında ülkücü gençlerin semah döndüğüne tanık olmuştum. Basında büyük bir hadise gibi yer alan bu olay bir kısım Alevi kurumlarınca tepkiyle karşılanmıştı. Bu tepkinin inançsal bir sebepten ziyade ideolojik dürtülerle gösterildiğini söylemeye gerek bile yoktur. Zira bazı Alevi kurumlarındaki kimi yöneticiler Etnikçi, Marksist ve Ateist oldukları halde Alevilerin sözcülüğüne soyunabilmektedir. MHP’ye ve Türk Milliyetçiliğine öteden beri karşı olan söz konusu şahıslar binlerce yıllık Türk tarihi ve bin dört yüz yıllık İslam tarihinin çok önemli ve kutsal bir değeri olan semahı, neredeyse kendi tekellerinde görmeye yeltenebilmektedirler. Lakin bu şahısların sayısı son derece azdır. Onları istisna olarak görmemiz lazımdır. Zira nüfus itibariyle en az 12 milyon olan Alevilerin hepsi son derece inançlı, muhterem ve muazzez yurttaşlarımızdır. Ben de Alevi inancına mensup ve layıkıyla mümin olmaya gayret sarf eden, Hakk’ın naçiz bir kuluyum.
 
Ancak dürüst olalım ki, bir siyasi etkinlikte dinî bir ritüelin gösteri olarak sunulması ilk bakışta, hassasiyet sahibi bazı müminleri elbette ki üzmüştür, üzmektedir. Şahsen ben de teorik olarak böyle düşünmekteyim. Yani bir siyasi etkinlikte dinî bir ritüelin diğer bir deyişle bir ibadetin gösteri olarak kullanılmasını doğru bulmuyorum. Lakin semah salt bir ibadet değildir. Kuşkusuz semahın temel özelliği ibadet olmasıdır ama aynı zamanda semah, muhteşem bir sanatsallık da içeren kutsal bir kültürel mirastır. Bu mirastan milyonlarca ülkücünün de nasiplenmesi, onu ibadet bilinciyle ve son derece saygılı bir şekilde izlemesi, milli ve manevi geleceğimiz açısından yüksek düzeyde önem taşımaktadır.  
 
Erciyes Kurultayındaki semaha bir kısım şahıslarca gösterilen tepkiye aldırış etmeden MHP, sonraki etkinliklerinde de semaha yer vermeye devam etti. Ancak hiçbir zaman semahın ibadet olma vasfına zıtlık teşkil edecek her hangi bir saygısızlık yaşanmadı. MHP, son olarak 4 Kasım 2012’deki Kurultayında da semaha yer vermiş ve sahnede dönülen mukaddes semahımız salonu dolduran on binlerce Türk Milliyetçisi tarafından büyük bir huşu ve saygıyla izlenmiştir. Dileriz ki dönülen semahlar seyir için değil hak için dönülmüştür.
 
MHP’nin etkinlik ve programlarında semaha da yer veriyor olması çok şükür ki, artık herhangi bir tepkiye yol açmıyor. MHP, bu konudaki kararlı ve saygılı tavrıyla her zamanki gibi milletimizin birlik ve bütünlüğü yolunda çok önemli bir görevi layıkıyla icra etmeye devam etmektedir. MHP’nin “Sonsuza Kadar Var Ol Türkiye” adını taşıyan, marşı çağrıştırıcı seçim şarkısında da semaha yer verilmiştir. Söz konusu şarkıdaki ilgili kısmı naklederek yazımızı nihayete erdirelim:
 
Mevlana’nın semasında,
Pir Sultan’ın semahında,
Sonsuza kadar var ol Türkiye!
 
Ülkemin her köşesinde ay yıldızlı bayrağımızla birlikte üç hilalli sancağımızın da şerefle dalgalanması ve Türk Milliyetçilerinin siyasi iktidara el koyarak Türklüğün birlik ve bütünlüğünü temsilen “Milliyetçi Türkiye ideali“ ve “Büyük Turan ülküsü“  yolunda milletimize önderlik etmesini yürekten diliyorum…
 
Tanrı Türkü Korusun!
 
Varlığımız Türk varlığına armağan olsun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: