HOCALI KATLİAMI

HOCALI KATLİAMI
Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta Ağrı’da Van’da Erzurum’da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı… Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı:

-Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?)

-Akçik… (Kız)

Bu cevap üzerine ‘oğlan’ diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

-Tun şahetsar, ınger… (Sen kazandın, yoldaş)

-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana… (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette)
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)

Aynı dakikalarda Hocalı’nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asixn ma/, çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek… (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın…)

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü…Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

Bu iki olay Hocalı’da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.

Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye’de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

26 Şubat’ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler.

Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı’da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını, sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları
sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan’ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı’nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı’nda “Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün” denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok
sanırım.

Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı’ya, eski Sovyet İttıfaki Silahlı Kuvvetleri’ne ait 366. Alay ‘ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk’ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı. Fakat katliam sonrası Hocalı’ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet’nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz”

Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996’da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ’da barış istediği için aşırı
milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna, ‘Hocalı Katliamı’ başsorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

Hırant Dink’e Allah rahmet eylesin.

Ama “Ben Ermeni değilim” Ne mutlu ki Türküm.

ATATÜRKÇÜ’YÜM…HEPİMİZ MUSTAFA KEMAL’İZ.

Burhan Numanoğlu na teşekkürler..

KUZEY KAFKASYA TARİHİ II

KALMUK-KAZAK SALDIRILARI
1796’da Kalmuk reisi DudukunbaKazak ve Kalmuklardan 50 bin kişilik bir ordu hazırlayarak Kuban veTerek istikametinde taarruza geçti. Düzlükte bir süre mukavemetgösteren Kafkasyalılar bu büyük güç karşısında tutunamayarak dağlaraçekildi. Dundukunba 1 yıl süreyle bulunduğu bölgede her yeri yaktıyıktı. Bir yıl sonra Kafkasyalılar Dundukunba’ya akın ve baskınlardüzenlemeye başladılar. Bu saldırılarda yıpranan ve daha fazlatutunamayan Dundukunba işgal ettiği yerleri tahliye ederek geriçekildi. Ancak bu bir sene zarfında Kafkas saldırılarından korunmuşolan Ruslar istihkamlarını takviye etmişlerdi.

GÜRCİSTANIN 2. KEZ İŞGALİ
Bütün bu gelişmeler olurkenkonjonktürü müsait gören İran Şahı Ağa Mehmet Şah Azerbaycan veGürcistan’a tecavüzlerde bulunmaya başlamıştı. Önce Azerbaycan’ı işgaletmişti. Tehdidin artması üzerine Gürcüler Ruslardan yardım istedi.Bunun üzerine General Zobof idaresindeki Rus kuvvetleri 1785 Mayıs’ındaDerbent’i işgal ederek güneye yürüdü. Burada Bakü, Şomahi ve Şuşamıntıkalarını işgal ettikten sonra Gürcistan’a girdi. Bu sıradaKaterina’nın ölmesiyle, Ruslar, Gürcistan hariç diğer işgal bölgeleriniterk ederek Kizlar mevkiinde toplandı(1796).

Rusların Gürcistan’da olmasıKuzey Kafkasya için ciddi bir tehlike oluşturuyordu. 1800 yılında Avarve Cungutay Han’a bağlı Dağıstan kuvvetleri Gürcistan üzerine yürüdü.İngur nehri önünde meydana gelen şiddetli çarpışmalarda Ömer Han veCungutay Han şehid düştü. Başsız kalan Kuzey Kafkasya kuvvetleri savaşmeydanını terk etti. Bu savaşta iki tarafta büyük zayiat verdi. ÖylekiGürcüler 50 sene bu kayıpların matemini tuttular. Bu olay Kuzey veGüney Kafkasyalılar arasında da düşmanlık doğmasına sebep oldu.Gürcistan Kralı Jorj himayeyi kafi görmeyerek Ruslardan tamamen ilhakistedi. 16 Şubat 1801’de Çar 1. Aleksandr, Gürcistan’ın ve beraberindeAbhazya’nın Rusyaya tamamen ilhak edidiğini ilan etti.
Ama Abhazlar bu kararı kabuletmedi. Ruslar, 10 senelik bir mücadelenin ardından sadece sahilşehirlerini o da kısmen kontrolleri altına alabildiler. RuslarAbhazya’da gerçek kontrolü ancak 1864’de sağlayabilmiştir.
Bu harekatla Ruslar GüneyKafkasya’da üs kurmuş ve Anapa’ya kadar olan sahil şeridini komplekontrolleri altına almış oluyorlardı.

KAFKAS GÜÇLERİNİN DON  KUŞATMASI VE VEBA SALGINI
1800’lü yılların başıAvrupa’nın Fransa ve Napolyon’la çok meşgul olduğu yıllardı. Ruslar dakendi iç yapısına sirayet etmemesi için ilgilerini Avrupa’yakaydırmıştı. Bu fırsattan istifade etmek isteyen Kafkasyalılar umumibir taarruz başlattı. Taarruza Dağıstan hariç bütün KuzeyKafkasya kabileleri iştirak etti. Hazar Denizi sahillerindeki ŞamhallarRus hakimiyeti altıdaydı.
Plan yapıldı: mütahkem yerlermuhasara altında tutulurken, Don ve Maniç hattında ilerlenecek, buyerlerin Rusya ile irtibatları kesilecekti. Plan başarıyla uygulandı veRuslar 1807 yılına kadar bu bölgede bloke edildi.
Bu arada daha önce Gürcistan’ayerleşmiş olan Rus birlikleri bu bölgede düzenledikleri harekatlarlaGüneyde İranlıları, Genç, Erivan, Bakü, Azerbaycan hanlıklarını mağlupederek bu mıntıkalara tamamen yerleşti. Güneyden Abhazya’ya doğruyaptıkları hamlede ise başarılı olamadı.
1807’de Astrahan’da çıkan vebasalgını Maniç hattındaki Kafkas Ordusuna, bu vasıtayla da Anavatanasirayet etti. Kafkas Ordusu Maniç hattını bozmaya mecbur kaldı.
Bu fırsatı kaçırmayan Rusorduları General Bulgakof komutasında saldırarak Çeçenleri Terek’ingüneyine attı. Kabartaylar üzerinde de baskı kurarak bu saldırıdaÇeçenlere yardım gelmesine mani oldu.

ARİSTOKRASİYE BAŞKALDIRI
1809’da Osmanlı ile Rusyaarasında Bükreş anlaşması imzalandı. Burada da Kafkasya yineKafkasyalıların bilgisi dışında pazarlık mevzuu yapılıyordu. Ruslar,Kafkasya’ya, Napolyon Moskova’dan çekildiği 1813 yılına kadar ciddi birtaarruzda bulunmadı.
Bu arada, Kuban mıntıkasındaaristokratlar aleyhine meydana gelen kalkışmada bir kısım asilzadelerve bunların yandaşları Ruslara tabi oldu. Böylece milli birlik bir kezdaha darbe aldı, Kuban sakinleri arasına Rus nüfuzu girdi. Fakat RuslarNapolyon’un saldırılarının sürüyor olması sebebiyle bu fırsatı pek değerlendiremedi.
Rus nüfuzu Dağıstan’da dagüçlüydü. Avar Hanları ülkeyi Rus talepleri doğrultusunda yönetiyordu.Bu da halkta hanlara karşı olan öfkeyi artırıyordu.
Ruslar Güney Kafkasya’da tamhakimiyet kurmuştu. Tesirleri görülüyordu. Bu tesirlerin neticesiolarak Şervaşidze Hanedanının muvaffakatıyla Ruslar 9 Temmuz 1810’daSohum’u işgal etti. Hanedandan Sefer Bey Hıristiyanlığı kabul etti ve arınıda Rusya’ya tahsile gönderdi. Rus işgalini kabul etmeyen Abhaz halkı veasilzadelerin bir kısmı yurtlarını terk ederek Kuban bölgesine yerleştive mücadelelerini burada sürdürdü.

YERMELOV’UN KATLİAMLARI
Napolyon Moskova’dan geriçekildikten sonra bu cephede şöhret bulmuş General Yermelov Çar Naibiolarak 300 bin kişilik kuvvetle Kafkasya’ya tayin edildi. Tehlikeninbüyüklüğünü gören Kafkasyalılar 1819’da düşmana ciddi taarruzlardabulundularsa da Yermelov bu saldırıları göğüsledi.
Ruslar tam 8 sene hazırlıkyaptıktan sonra 1822’de taarruza geçti. Dağlılar dağ eteklerindeşiddetli mukavemet gösterdi. Ruslar ellerine geçirdikleri bölgelerdekiyerleşim birimlerini ve insanları yakarak tahrip ediyordu.Kafkasyalıların cansiperane karşı koyması sebebiyle Rus güçleriTerek’in iki yakasını işgal ettikten sonra durmak zorunda kaldı.
Ancak Çeçenistan’a saldırandiğer bir kol Çeçenleri Sunja nehrinin güneyine atmağa muvaffak oldu.Dağıstan’da da Indrey mıntıkasını ele geçirdi.
Bu arada Abhazya’da SohumRusların elinden alınmışsa da uzun süre korunamadı. Peşi sıra Ubıhlarında katılımıyla yapılan saldırıda Sohum hariç bütün Abhazya Ruslardantemizlendi.

 

II.BÖLÜM

DAĞISTAN MÜCADELEYE KATILIYOR
1826’da Dağıstan’da başlamış olaninkılap ve ihtilal hareketleri gelişmeye doğru gidiyordu. Avar asıllıolan İmam Gazi Muhammed, Kafkasya’da müridizmin ve gazavatın İmamMansur’dan sonraki ikinci önderidir. Bütün halkın iştirakiylebaşkaldırmanın başarısına inanan Gazi Muhammed, camilerdekibağımsızlığa ilişkin siyasal vaazlarıyla çevresine 3000 kişi topladı.

imam seçildi. Muhalif grupları söz ve gerektiğinde kuvvetkullanarak yola getirdi. İmamet makamında bulunduğu 1829-1832 yıllarıarasında, bağımsızlık mücadelesinin en büyük engeli olarak gördüğü Avarhanlarının merkezi Hunzah’a, Tarko/Tarku’ya ve Çeçenistan’a seferlerdüzenledi.

İmam 1831’de artık doğrudan Ruslarlaçarpışmaya başladı. Bornaya Venizagnoya kalesinde Ruslara öldürücüdarbeler indirdi. 17 Ekim 1832’de her taraftan kuşatılan Gimri’ninbütün imkansızlığına rağmen direnmeye devam ettiyse de beraberindeki 15mücahitle birlikte şehit oldu.

Bu arada 1830’da Abhazya’da da birihtilal kopmuştu. Bu ihtilal “milli yemin”in hükümleri neticesiydi.Abhazlar ne Rusları, ne de Rusları davet eden Şervaşidze idaresiniistemiyordu.
Kafkasya doğusuyla batısıyladirenecekti, fakat cephaneleri çok azdı. Osmanlıdan yardım istendiysede bu yardım bir türlü alınamadı.
1832 yılında Dağıstanda Gazi Muhammed’in ölümü üzerine Hamzat Beg imam seçildi. Dağıstan’ın bu ikinciimamı, tam bir idealist ve son derece sert icraatların sahibiydi. 43yaşında imam olan Hamzat Beg’in ilk icraatı istiklalin önünde birçıbanbaşı gibi duran Rus sempatizanı Avar Hanı Bahu Bike’ninsaltanatına son vererek, Gazi Muhammed’in ruhunu şad etmek oldu. AvarHanlığı merkezi Hunzah’ı ele geçiren İmam Hamzat, Bahu Bike’yi,sonradan da oğulları Prens Nutsal ve Umma’yı öldürttü. 1835 yılıEylül’ün 19. Cuma günü Camiye giden Hamzat Beg Camide Hacı Murat’ınağabeyi Osman tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Hamzat’ın imamlığısadece iki yıl sürmüş oldu. Bahu Bike’nin çocuklarının süt kardeşi olanHacı Murad ve Osman’ın tertiplediği bu kanlı suikast hadisesinden çokgeçmeden, bu sefer de Rus taraftarı Hunzah halkı ayaklanarak, İmamtaraftarlarına karşı büyük bir katliam başlattı. Olaydan haberdar olanŞamil, bütün kuvvetleriyle Hunzah’a yürüyerek, katliama katılanlarıağır bir şekilde cezalandırdı ve Hotzat Avulu’ndaki imamlık hazinesinikurtardı. Bu arada suikast olayında büyük rol oynayan Hacı Murad, Çargenerallerinin takdirlerini kazanarak Tiflis’te rütbe, nişan ve bolpara ile ödüllendirildi.

ABIN MEVKİİNİN İŞGALİ
1834’de Ruslar hem Kubandan, hemAbhazya’dan doğuya doğru harekat başlattı. Gagra ve Pitsunda’yı kuşatmaaltında tutan Hacı Berzeg komutasındaki Ubıh kuvvetleriyle takviyeolmuş Abhazlar’ın üzerine güneyden gelen birliklerin taarruz etmesiylekuşatma kırıldıysa da Ruslar bu cepheleri ele geçiremedi. Ruslarınhedefi kuzeydeki Abın mevkii idi. Güneyden gelen güçler Abhazya’dadurdurularak kuzeye verilecek desteğe mani olundu.
Karadeniz sahillerine denizden kuvvetçıkarabilmeyi ümit eden Ruslar Kuzeyde Tsemez’i kontrol altına almıştıama burasıda Adigelerin kuşatması altında olduğundan dışarıçıkılamıyordu.
Bu arada Şapsığların büyük komutanıHacı Guzbek idaresindeki 1700 kişilik atlı birlik de doğudan gelen 14bin kişilik düşman birliklerine taarruzda bulunuyordu.
Bütün gayretlere ve düşmana verdirilen büyük kayıplara rağmen Rusların Abın mevkiini ele geçirmelerine mani olunamadı.

MİLLİ MİSAK MECLİSİ
Batı Kafkasya’da siyasi manada daoluşumlar meydana geliyordu. Daha 1807’de Kalubatyikoua Şupaguatarafından başlanmış bir teşkilat esas tutuldu. Bu esas şurai birdevlet tipi idi. Bu devlet 12 eyaleti barındırıyordu: Şapsığ, Abzeh,Kemirguvey, Barakay, Bjeduğ, Kabartay-Besleney, Hatukuy, Mahoş,Başılbey, Teberdi, Abhazya, Ubıh-Cih.
Bu eyalet mümessillerinden oluşan veJilethau Hase (Milli Misak Meclisi) adı verilen ve 300 kişilik birmeclis oluşturulmuştu. Milli Misak Meclisi’nin belli bir merkezi yoktu.Meclis gündemde en önemli yeri teşkil eden bölgelerdetoplanıyordu. Meclis açıkta, halkın gözü önünde toplantı yapıyordu.Halk dinliyor ama söz alamıyordu. Sadece halk temsilcileri konuşuyordu.Meclis bir karar aldığında ata binmiş bir hatip bu kararı halka tebliğediyordu.
Jilethau Hase hem kanun yapma, hemyürütme, hem yargılama yetkisine sahipti. Bu itibarla milli iradeyitemsil ediyordu. Meclisin 1839’da Şapsığ bölgesinde yaptığı toplantıdaMilli Misak esasları tespit edilmişti. Milli Misak’ın ilk maddesi “Hazar ve Karadeniz arasında ki mıntıka bir vatan ve bu vatanın sakinleri birleşik bir millettir” şeklinde idi.

İMAM ŞEYH ŞAMİL
Dağıstan’da, İmam Hamzat’ın şehid edilmesinden sonra imamlık sancağını  Şamil devraldı.
Şamil1834’de, İmam, yani devlet başkanı seçildikten sonra ilk olarakiçişlerini ele aldı. Ruslara karşı daha etkili savaşmak için lüzumluidari ve askeri teşkilatları yeni esaslara göre tanzim etti. Birtaraftan askeri tedbirler alıp düşmana karşı savunma savaşlarıverirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devletmekanizması geliştirdi. Medreselerde eğitime önem verdi, fikir ve sanatalanında da büyük adımlar atılmasını sağladı. Döneminde tophaneler,baruthaneler, silahhaneler yapıldı, muntazam birlikler halinde askeriteşkilat kuruldu.
Güçlü hitabeti, kararlı tutumu ve askeridehasıyla büyük başarılar kazandı, ünü kısa zamanda yayılarak otoritesiDağıstan civarında yaşayan geniş topluluklar tarafından da kabuledildi.
İmam Şamil, idare sistemini yeniden düzenlerken, ülkeyinaiplik ve vilayetlere ayırarak bunların başına hem askeri hem de sivilyetkilerle donatılmış naipleri getirdi. Üç veya dört naiplik birvilayet idi. Vilayetlerin başındaki naibin rütbesi daha yüksekti.
Herbiri birer savaş kahramanı olan bu yüksek rütbeli naiplerden AhverdilMuhammed, Kabet Muhammed, Şuayıb Molla, Taşof Hacı, Danyal Sultan, NurMuhammed, Hitinav Musa, Sadullah, Duba Hacı, Hacı Murat ve Şamil’inbüyük oğlu Muhammed Gazi gazavatın(kutsal savaş) adı anılması gerekenbaşlıca kahramanlarıdır.

AHULGOH’DA HÜZÜN
1837 yılında Kafkasya’da keşif gezisiyapan Çar Nikola, dünyaca bilinen generali Vorontsov’u Kafkasyabölgesine Başkumandan tayin etti. Vorontsov o yılı hazırlıkla geçirdi.1838’de batı Kafkasya’da sadece Çerkeslerin saldırılarıyla meydanagelen muharebeler oldu.
Bu arada Doğu Kafkasya’da otoritesinikurmuş olan Şamil’in kuvvetleri tahkim ettikleri Ahulgoh’dan yaptıklarısaldırılarla Rus birliklerine önemli zayiatlar veriyordu. Ruslar ilkolarak Ahulgoh’un ele geçirilmesine karar verdi. İnderey veTemirhanşura üzerinden Ahulgoh’a yürüdüler. 25 Mayıs 1839’da Ahulgohyolu üzerindeki Argovan’a saldıran Ruslar top üstünlüğüyle kazandıklarıbu çatışmadan sonra Çirkate ve Aşilteyi de işgal etti.
Şamil 1839’da Ahulgo Tepesinde 3.800mürid ile General Grabbe komutasındaki 50 topla takviye edilmiş25.000’i aşkın üstün donanımlı Rus ordusunun kuşatmasına 80 gün süreyledirendi. Bu savaşta Ruslar 215 subay ve 5000 erini kaybetti. AhulgohKafkas istiklal mücadelesi tarihinde bir facia olduğu kadar, birharikadır da. Şamil’in bu direnişi harp tarihine geçti. Bu savaştaŞamil, eşi Cevheret’i, oğlu Said’i ve kızkardeşi Mesedo’yu kaybetmiş, 8yaşındaki oğlu Cemaleddin’i Ruslara rehin vermek zorunda kalmıştı.
Vuruşarakölmekten yana olan Şamil, yanındakilerin ısrarı üzerine 30 kişiyleAhulgoh’tan çıkmayı başararak, Çeçen bölgesindeki Kayış Yurt’a geçti.Burada yeni bir yapılanmaya gitti.Çeçenleri etrafında toplanmağa davetetti. Çeçenler İmama sahip çıkarak iradesi etrafında toplandı.

1839 VE 1849 YILLARINDA BATI KAFKASYA
1839 yılında Anapa-Tsemez arasındakibölgede de mühim çatışmalar meydana geliyordu. Rus askerleri DenizdenSubş mevkiine çıkarma yapmış, Kafkas kuvvetlerinin saldırısına rağmenkaraya 1200 kişi çıkarmayı başarmıştı.
Adigeler 9 Kasım 1839’da Anapa veTsemez arasındaki Şasi kalesine saldırdı. Adigeler kaleyi elegeçirdilerse de, topçu birliklerini bloke etmekle görevli savaşçılarvazifelerini yerine getiremeyince zor duruma düşerek tahliye etmekzorunda kaldı.
Yine 1839’da, Adigelerle Ruslararasında Anapa yakınlarındaki Jamatya bölgesinde meydana gelençatışmalarda da, gösterilen bütün kahramanlıklara rağmen sonucu Rustopçuları tayin etti.
1840 yılında Batı Kafkasya’daKaleşhovue(Yekatrinodar)’de, Şhapsin mevkiinde, Hafitsay(Gelincik)’teve Pşat mevkiinde meydana gelen çarpışmaların hiçbirinde muvaffakolamayan Ruslar geri püskürtüldü.
Aynıyıl Batı Kafkasya’da Rusların kontrolünde olan 10 kaleden 8’iAdigelerin eline geçti. Böylece Abhazya hariç, Karadeniz kıyısındakiRus hakimiyeti kırılmış oldu. Berzeg Hacı komutasındaki kuvvetler busefer Abhazya yöresine yöneldi. 1841 yılında Abhaz toprakları alındıysada, Gürcistan’da bulunan Rus birliklerinin karşı saldırısıyla Abhazyatoprakları tekrar el değiştirmiştir. 1841’de Marşanların idaresindebaşlayan ayaklanma senelerce devam etti. Ayaklanmanın başını MarşanyikoErişav çekiyordu.
Bu zaferler Şurukyiko Duğuj,Canbulat, Havuduko Mansur, Yindaryiko Muhammet, Hajımoko Muhammet,Haciyiko Mehmet, Kalubatuko Hatuk, Kalubatuko Şupagua, DazığyıkoŞupaşe, Besleniko Arslan, Hatukşukuo Muhammed, Jansetyikue, Rüstem Pe,Vordevavyiko Zepş, Berzeg Hacı, Sultan Kurhum Giray, Dzadzuko Ali,Dzadzuko Nevruz, Bastiko Pşimaho, Hatukyiko Selman, İnalyiko ArslanGiray … gibi sadece kama ve kılıç gücüne sahip Adige, Abaza ve Ubıh önderlerin ve onlara itaat eden Kafkasyalıların büyük cesaret veferagatlarıyla kazanılmıştır.
Art arda gelen bu bozgunlar üzerineRuslar, Sivastopol ve Odesa’da bulunan 80 bin kişilik kuvvetlerini deKafkasya’ya sevk etti.

DARGO’DA ZAFER
1845 senesinde Vorontsov kuvvetleriDoğu Kafkasya’da bir harekata başladı. Planları, Hunzah ve Andimıntıkalarını aşıp, Şamil’in Çeçenistan’daki yeni karargahı Dargo’yuarkadan vurmaktı. Dargo’nun güneyine geldiklerinde Şamil’in güçleriylekarşılaştılar. Kanlı bir savaş sonrası Rus ordusundan 10 binin üzerindenefer imha edildi. Rusların kalan kuvvetleriyle geri çekildi. Şamilnedense kaçanları takip etmedi.
Bu zafer sonrasında Dağıstan’daRusların hakim olduğu noktalarda isyanlar meydana geldi. Nüfuzu hertarafa yayılan Şamil Batı Kafkasya’ya yönelmek istedi. Ancak Kuban’agitmek için Rusların Kabartay bölgesinden çıkartılmaları icap ediyordu.10 bin kişilik kuvvetle Büyük Kabartay’a girdi. Nalçik’e kadar gitti vehiçbir mukavemetle karşılaşmadı. Bu bölgede 10 gün kalan Şamil herhangibir harekatta bulunmadan gerisin geri Çeçenistan’a döndü.
Yıllardır yalnız sürdürdüğü mücadelede yorgun düşmüş Batı Kafkasya, şimdi Şamil’le birlikte şahlanan doğuKafkasya’nın mücadelesiyle tekrar ümitlenmişti. Doğu Kafkasya’dameydana gelen siyasi ve askeri statü Kafkasya’nın birliğine temelolacak mahiyette idi. Şamil de bunun farkındaydı ve hem askeri, hemsiyasi çalışmalar sürdürüyordu. Kabartay yöresinden Anzavurko Mehmet,Kundeytyiko Mehmet Geri ve Asetinlerden Dudaruko Voyij gibi bir çokkomutan Şamilin emri altına girmişti.
Ancak Rusların Kabartay mıntıkasınahakim olmaları sebebiyle Kuban mıntıkasının Doğu Kafkasya ile idari birbirlik oluşturma imkanı kaybolmuştu. Fakat Şamil birliği sağlamak üzerebu bölgeye naipler gönderdi. 1845’de ilk Naip Hacı Mehmet, 1846’daSüleyman ve 1848’de bir Abhaz olan Muhammed Emin gönderildi.
Kuban’da “Misakı Milli Hükümeti”vardı. Gönderilen mümessiller Doğu Kafkasya’yı temsil ediyordu. KezaBatı Kafkasya’da Şamil Şamil nezdinde bir mümessil bulunduracaktı.Böylece bir siyasi birlik sağlanmış olacaktı.

MUHAMMED EMİN’İN ÇALIŞMALARI
Muhammed Emin bir devrimciydi.Dağınıklığı giderip ülkeyi merkezi bir otorite etrafında toplamakistiyordu. Bu maksatla imamet sistemini Batı Kafkasya’da da uygulamakistedi ancak Batı Kafkasya’da yaşayanlar bu sisteme ayak uyduramadı.İmamet tam itaat istiyordu. Batı Kafkasya halkının kültürü ise tekotoriteye tabi olmaya yatkın değildi. Onlar şura tarzı bir yapıya tabiolabilirlerdi ancak. Hem onlar için lider, atanan bir kişi değil,olayların olgunlaştırdığı, kılıcı ve hitabetiyle bunu hak eden kişiydi.Batı Kafkasya’da İslam’ın sadece 100 yıllık bir geçmişi vardı venaiplerin telkinleri bölge halkında istenen tesiri uyandırmıyordu. Bunedenle Naip Muhammet Emin Batı Kafkasya’nın ancak doğu kısımlarındaoturan ve İslam’ı daha önce kabul etmiş kabileler arasında etkiliolabildi.
Naiplik faaliyetinin Batı Kafkasya’dasebep olduğu tartışmaların bir sonucu olarak Hamırza isimli birininidam edilmesi büyük tepki uyandırdı. Ruslar da bu tepkiden faydalanmakistediler fakat pek muvaffak olamadılar.
Zeki bir insan olan Muhammed Emindurumun farkına vararak zihniyetini çabuk değiştirdi ve halkıntemayüllerini dikkate aldı. Böylece vatan savunması etrafındakuvvetleri toplayabildi ve Batı Kafkasya’da mühim sonuçlar elde etti. 1848’de Adegum’da yapılan büyük bir toplantıda Muhammed Emin’inreisliği kabul edildi.
Emin sanayi yatırımı yaparakihtiyaçlarını kendi üretmek yönünde girişimlerde bulundu, BatıKafkasya’yı 100 idari bölgeye bölmüş, hepsine askeri ve idarisorumluluklar vermiş, sadece 1849 yılında Ruslara 101 akındüzenlemiştir.
Bu değişimi gören Ruslar büyükkuvvetlerle Muhammed Emin’in üzerine saldırarak Naibi Unbi dağlarındamağlup etti. Bu mağlubiyet bazı bölgelerin Muhammed Emin’i terketmeleri sonucunu doğurdu. Buna rağmen Muhammed Emin yılmayarakmücadelesini Abhazya’da sürdürdü. Kendisini terk eden bölgeler Naib’inbu azmini görünce tekrar onun otoritesi altına girmeyi kabul ettiler.Böylece Muhammed Emin bütün batı Kafkasya’da tam bir otorite kurmayıbaşardı.

KIRIM SEFERİ VE ENTRİKALAR
Rus ilerlemesini durdurmakmaksadıyla, Osmanlı, İngiltere ve Fransa arasında, Avusturyalıların dadesteğini alan bir ittifak oluşturuldu.
Bazı taleplerle Osmanlıya gönderilenRus elçisinin geri çevrilmesinden sonra Prut Nehri’ni geçen RuslarRomanya’ya girdi. Ardından Rus donanması 8 Temmuz 1853 tarihindeBoğazlar önünde görüldü. Bunun üzerine Osmanlı devleti 4 Ekim 1853’teRusya’ya harp ilan etti. 30 Kasım’da da Ruslar Sinop’ta bulunan Osmanlıdonanmasını imha etti.
Bu gelişmelerin ardından İngiltere ve Fransa da 10 Nisan 1854’te Rusya’ya harp ilan etti.
Bu sırada Kafkasya’da iki otoritevardı: Biri İmam Şamil, biri de Muhammed Emin. Batıyla teması isesadece Muhammed Emin sağlıyordu. Muhammed Emin, Kafkasya’nın, bölgedekibu önemli güçlerin hiçbirinin yönetimini istemediğini, İsviçre gibitarafsız bir bölge olarak kalması gerektiğini söylüyordu.
Müttefikler arasında da bir fikirbirliği yoktu ve her biri gizli bir hesap içindeydi. Osmanlı, 25 yıldırbir köşede tuttuğu Zanıko Sefer Beyi ortaya çıkararak O’nun reisliğindedonanımlı bir keşif heyeti oluşturup Kafkasya’ya göndermek istedi.Ancak müttefikler önce buna mani oldu, sonra da donanmayı küçülterekizin verdi. Fakat bu, plansız, programsız, muhatapsız seferde götürülenmalzemeler sorumsuz kişilere teslim edilerek zayi edildi ve hiçbir işede yaramadı.
Muhammed Emin Varna’ya giderekmüttefiklerin Kafkasya’ya kuvvet çıkarmalarını temin etmeye çalışmışsada müttefikler bu talebi kabul etmedi. Dönüşte İstanbul’a uğrayanMuhammed Emin orada da kendisine ciddi bir muhatap bulamayıncamüttefiklerin düşüncelerinin iç yüzünü anlamış olarak Kafkasya’yadöndü. 1855 senesinde İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin Kerç’i zapt veAzak’ı ele geçirmesi üzerine Ruslar Tsemez ve Anapa’yı boşalttı. Bununüzerine Sohum’da bulunan Zanıko Sefer ve adamları faaliyete geçti veSefer Anapa’ya yerleşti, Behçet Paşa Sohum Valiliğine soyundu, MustafaPaşa Tsemez Valiliğine geçti. Serdar Ekrem Paşa’da Sohum Kalesi’niişgal ile karargahını buraya nakletti.
Osmanlı sahil boyunu kontrolündetutmaya çalışıyordu. Sefer bey dirayetsizdi. Fransız ve İngilizAjanları cirit atıyor, ortalığı birbirine katıyordu. Birlik veberaberlik çok zarar görmüştü. Kafkasyalılar bu durumdan hiç hoşnutdeğildi. Hiçbir şey vermeyen, hiçbir ciddi desteklerini görmediklerimüttefiklerin kendilerini Kırım Savaşına sürmek istemesine karşı çıkanKafkasyalılar, Milli Meclisi toplayarak, Ruslar Kafkasya’dan atılmadanKırım’a yardıma gitmeyeceklerini deklare ettiler.
İmam Şamil Gürcistan üzerineyürüyerek destek vermişse de Osmanlı da hiçbir hareket göremeyincerehin olan oğlunu kurtardıktan sonra geri dönmüştür.
Aslında bu dönemde MüttefiklerKırım’a saldırırken, Kafkasyalıların Kafkasyadaki Ruslara saldırmamasıciddi bir stratejik hata olmuştur. Bu fırsat değerlendirilseydi RuslarKafkasya’dan çıkartılmış olabilirdi.
Müttefikler Kırım da muvaffak olmuşgörünürken, Kars’ı kaybetmişlerdi. Kesin bir sonuç elde edilmedensavaşa son verildi ve harbin sonuçları Paris Sulh Anlaşmasıyla tespitedildi. Fakat anlaşma, maalesef Kafkasya mevzubahis bile edilmedenimzalandı. Anlaşma gereği taraflar karşılıklı olarak çekileceklerdi; kibunun manası belli idi. Anlaşmada bir tek “Karadeniz’de Rus donanmasıbulundurulmayacağı” maddesi Kafkasyalılar lehine bir sonuç doğuruyordu.

DOĞU KAFKASYA SUSARKEN
Ruslar 1852’de Çeçen mıntıkasındaormanları tahrip etmek suretiyle taarruza başladı. Bu sefer 240 binkişiyle gelmişlerdi. 3 koldan saldırıya geçen Ruslar 1859 senesininsonunda Vedeno önlerine geldi. Şamil’in 14 Naip yönetiminde 7000kişilik kuvveti vardı. Çıkan savaşta Rus toplarının ablukası sonucu Vedeno düştü. Halk demoralize oldu. Şamil 400 müridiyle Gunip dağınaçekildi. Burada günler süren çatışma sonrası adamlarının yarısınıkaybeden Şamil bu sefer Gunip Köyü’ne çekildi. Köy günlerce top ateşinetutuldu. Köyde sadece 100 kişi kalmıştı. Şamil hücum ederek ölmekteısrar ediyordu fakat çevresindekiler buna mani oldu. Nihayet 6 Eylül1859 saat 16.00’da 40 atlıyla birlikte teslim oldu. Doğu Kafkasya’dadireniş bitmişti. Şamil, bir Albay’ın refakatında Petersburg’agötürüldü. Çar kendisine büyük saygı gösterdi ve Kaluga’da ikametemecbur etti. Buradan da arzusu üzerine Medineye hicret ederek oradavefat etti.

BATI KAFKASYA’DA SONA DOĞRU
Muhammed Emin başladığı demokratikteşkilatlanmayı devam ettirmek istiyordu. Yardım temin etmek için1859’da İstanbul’a gitti ama eli boş döndü. Muhammed Emin DoğuKafkasya’daki akıbetin Batıyı da beklediğinin farkındaydı. Ruslarlamüsait şartlarda anlaşma yapmaya taraftardı. Bunun için bir kongreoluşturarak millete müracaata karar verdi. Bir kongre kuruldu, kongreMuhammed Emin’in fikrini şiddetle reddetti. Bunun üzerine Muhammed Eminde 1859’da Ruslara teslim oldu ve sonrasında Türkiye’ye geçti.
Ruslar hazırlıklarını sürdürüyordu.Kafkasyalılara iki şey teklif ediyorlardı: Ya Türkiye’ye hicret; ya daRusya’nın herhangi bir yerine sürülmek.

BÜYÜK HÜR MECLİS
Doğu Kafkasya’da İmam Şeyh Şamil’inve Kuzey Batı Kafkasya’da naibi Muhammet Emin’in Ruslar’a teslimolmasının ardından 13 Haziran 1861’de Soçi’de bir halk meclisitoplandı. Bir araya gelen Ubıh, Abzeh ve Şapsığ liderleri uzun birtoplantının ardından Çerkesya’nın bağımsızlığına karar alarak bunubütün dünyaya deklare ettiler. Kendine ‘Büyük Hür Meclis’ adını veren15 üyeli bir meclis oluşturuldu. Ve ülke 12 bölgeye ayrıldı.Liderliğini Ubıhların temsilcisi Hacı Giranduk Berzeg’in yaptığıtoplantıda Abzehler’i Hasan Bidh, Şapsığları da İslam Thauş temsiletti.
Toplantı sonrasında alınan karara uygun olarak Osmanlı’dan,İngiltereden ve Fransa’dan yardım istendi, yurt dışına heyetlergönderilerek lobiler oluşturulması, yardım alınması ve bağımsızlığınpekiştirilmesi için çalışıldı…
Bu milli meclisin Rus tarafındangördüğü tepki ise gerçekten esef vericidir. Rus tarihçi S. Esedze otarihi şöyle anlatıyor: “…Ancak Çerkesler’in bütün bu gayretleri,önceden planlanmış sistemli boyun eğdirme planını değiştiremedi. İlkönce Abhazya tarafından General Kolyubakin manevi darbeyi vurdu:Soçi’ye çıkarma yapan birlikler Hür Meclis’in binalarını ateşle yerlebir ettiler. Çerkesler dört bir taraftan koşup gelerek kutsalbinalarını kurtarmaya çalıştılar; ama hepsi nafileydi…”
Avrupa ve İstanbul’dan talep edilen yardımlar ise hiç gelmedi.
İngiltere’de toplanan bir gemi dolusu silah Rus konsolosunun girişimleri sonucu Trabzon’dan ileri geçemedi.
Ruslar ilerliyor ve önlerine çıkanköyleri yakıyordu. Halk Bjeduğ, Ubıh, Abhaz ve Şapsış bölgelerininbirer kısmını içeren dar bir bölgeye sıkışmış kalmıştı. Her iki taraftabirbirini yoklayan saldırılar yapıyordu.
1864 senesi yazında Ruslar bütün kuvvetleriyle harekete geçtiler.
Rus birlikleri Hodz vadisindekarşılandı. Burası geçildikten sonra zaten cephe kurulacak bir alankalmıyordu ve geride kalanların hayat hakkı olmayacaktı. Kadın erkekherkes silahlandı. Büyük muharebe başladı. Hodz mezbahaya döndü. Herkesöldü. Ruslar hayatta kalan çocukları dahi birbirine bağladıktan sonratopçu ateşiyle öldürdü.
Kafkasya’da büyük bir dram yaşanıyordu.
21 Mayıs 1864 günü Ahçupsi deresimevkiindeki Kbaade yaylasında Ruslarla karşılaşan son Adıge birliğidüşmanına bir kere daha dehşetle saldırdı. Herhangi bir sonuçbeklendiğinden değil, gaye namus ile ölmekti. Kadın erkek hepsininşehit olmasıyla direniş o gün sona erdi.
Böylece 1567 yılında Hazar Denizikenarında başlayıp, 1864 yılında Kuban Vadisi’nde ve Karadenizkıyısında biten, kalanların sürgünüyle sonuçlanan savaş tam 297 yıldatamamlanmış oluyordu. Ve Ruslar bu müddet zarfında 9 milyon insanınıkaybetmişti.

SÜRGÜN FACİASI
Kbaada savaşından sonra büyük birfacia başlıyordu. Kafkasya’ya Çar Naibi olarak tayin edilen GrandükMişel, 1864 Ağustosunda Batı Kafkasya’nın bütün halkına şu fermanıtebliğ etti: “Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde bütünyerleşik halk Rusya’nın değişik mıntıkalarına sürülecektir”
Buferman gereğince, çoğu kadın, çocuk ve ihtiyarlardan ibaret 1 milyonuaşkın Abaza ve Adige, 200 bini aşkın Çeçen, Asetin ve Dağıstanlıyurtlarından çıkarılarak Karadeniz kıyısına sürüldü. Aylarca sahilkenarlarınde bekledikten sonra çürük vapurlara doldurulup Osmanlı’nındeğişik limanlarına, oradan da hudut boylarına, iç kısımlaragönderildiler. Sürülenlerin az bir kısmı iskan mahallerinevarabiliyorlar, çoğu bekleme kamplarında, Karadenizin fırtınalısularında, limanlarda, yollarda, vardıkları yerlerde, salgınhastalıklar, iklim uyumsuzluğu ve diğer sebeplerden kırılıpgidiyorlardı.
Sürgün esnasında şuurlarını kaybetmiş insanların kendi çocuklarını öldürmeleri ve intihar etmeleri olağan hallerdendi.
Kafkas sürgünlerinin gittikleri yerlerde kurdukları nice köyler vardır ki 20-30 sene sonra birer mezarlıktan ibaret kalmıştır.
Mütemadi felaketler altında eriyen bukahraman milletin hayatta kalanları esas itibarıyla Anadolu’ya ve birkısmı da Osmanlı imparatorluğu sınırlarında daimi emniyetsizliğin hükümsürdüğü Dobruca, Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk, Suriye, Filistinve Irak gibi memleketlere yerleştiriliyordu.
Adıgeleri sürmekle Çarlık Rusyası’nınne gibi bir gaye güttüğü Kafkasya Rus Ordusu Baş komutanı MuavinininPetersburg’a Harbiye nazırına gönderdiği şu rapordan açıkçaanlaşılmaktadır:
“Ruslarla iskan edilmiş batı Kafkasyatamamıyla emin bir vaziyettedir. Dağlardan çıkarılarak ovalara sürülenve birbirlerinden çok uzak yerleştirilen 100 bin dağlıya karşılık 220bin silahlı Kazaklarımız var. Gerekirse ordusuz da baş edebiliriz.”
Böylece Kuzey Kafkasya’nın Ruslartarafından işgal tablosu Kafkas milli servetlerinin gasp ve yağması ile1.500.000 kadar Kuzey Kafkasyalının sürgünüyle sona ermiştir.

VATANINDA KALANLAR
Bu toplu sürgüne rağmen bir miktar Kafkasyalı vatanında kalmayı başarabilmiştir. Bunlar Orta Kuban, Zelençuk Laba kısımlarında kalan Adigelerle Yukarı Kuban’daki sarp vadilere sığınan Karaçaylar ve Abhazya’daki halk idi.
Kuzey Kafkasya’nın Dağıstan,Çeçen-İnguş, Osetya ve Kabartay bölgeleri ahalisi, az bir kısım hariçdağlara sığınarak vatanlarında kalabilmişlerdir.
Topraklar Kazaklara ve Russeçkinlerine dağıtıldı. Kuban’da, Kazak ve Ruslara adam başına 33hektar toprak verilirken, vatanda kalan dağlılara en kötü yerlerdenaile başına 7,5 hektar yer bırakılıyordu.
Çarlık Rusyası bütün medeni dünyanıngözü önünde bu vahşet dolu sürgünü gerçekleştirdikten sonra, Rusişgalinin medeni rollerinden bahsetmeye başladı. Rus hükümetininiddiasına göre, Rus idaresi ve idarenin dağlı topraklarına oturttuğuKazak ve Rus kolonistleri bölgeye ilim ve düzen getirmişler;Kafkasya’da medeniyetin yerleşmesine hizmet etmişlerdi(!). Bu iddiayıgerçeklerden yana ve vicdan sahibi Rus yazarlar bile reddetmiştir.Bunun bir çok örnekleri vardır.
Çarlık Rusyası, Kuzey Kafkasya’yıtamamen istila ettikten sonra Dağlılardan yine de emin olamadı. Daimiişgal altında tuttuğu memlekette zalim bir askeri idare tesis etti.Kafkasya muhtelif bölgelere ayrılarak Rus polisi ve askeri memurlarıtarafından idare edilmeye başlandı. Sistematik bir şekilde Ruslaştırmasiyaseti takip edildi. Bütün okullarda Rus dili ile eğitim yapılmasımecbur kılındı. En iyi topraklar bölgeyi istila eden Rus mujiklere veKazaklara verildi. Bu suretle memlekette kalan halk, ya dağlara çıkmakzorunda kalmış; veyahut Kuban ve Terek ovalarına iskan edilen Kazak–Rus kolonisi ile zor duruma sokulmuştu.

1840 yılında Kafkasya’nın nüfus yapısı şöyle idi:

Doğu Kafkasya (Dağıstan, Çeçenistan)
: 2 000 000

Orta Kafkasya (Osetya)
:    500 000

Batı Kafkasya (Adige, Karaçay, Abhaz)   : 2 500 000
TOPLAM
5 000 000

(Not: Kafkasya ile ilgili kaynakların ittifak ettikleri asgari nüfustur)

Bu tarihten sonra Kuban ve diğerbölgelerden 1.500.000 kişi vatan dışına sürüldüğüne göre (çeşitlivesilerle kırılanları Allah bilir) muhtemeldir ki bu suretle KuzeyKafkasya’da sadece 3.500.000 nüfus kalmıştı.

1877 OSMANLI RUS HARBİNDE KAFKASYA…
1877’de Osmanlı Rus muharebeleribaşladı. Kuzey Kafkasyalılar buno haber alır almaz Gunip yakınında veAnapa mevkii’nde iki büyük bir kurultay topladı. Kuzey Kafkasya’nın heryerinden gelen halk temsilcileri İmam şamil zamanında naiplik yapmışAbdurrahman Efendi’yi  reias seçti. Genelin oyuyla isyan kararı alındı.Ruslar Osmanlıya 24 Nisan’da harp ilan etti; 15 gün sonra 9 Mayıs’ta da Dağıstan ve Çeçenistan ayaklandı. Ardından 12 Mayıs günü de Kubanşahlandı. Adigeler savaş biterken kıyıma uğradıkları Hodz kasabasını merkezyaptılar. Abhazya’nın Sohum limanında Osmanlı ile irtibat tesis edildi.Fakat yeter derecede yardım alınamadı. Dağlılar her tarafta düşmanıgeri atıyordu, ama takviyeye ihtiyaç duyuyorlardı. Ama ne yazık kiOsmanlı Kafkasya’ya yetişemedi. Türk Ordusu Kars’ta kuşatıldı. İmamŞamil’in oğlu Gazi Muhammed Paşa kumandasındaki Kafkas birliklerimuhasarayı yararak ancak Erzuruma çekilebildi.
Dağlarda, 1877 Mayıs’ından Aralıkayına kadar süren isyan kanlı bir şekilde bastırıldı. Kurulan harpdivanları Kafkasyalıların bütün ileri gelenlerini iadam etti,onbinlerce aileyi de Sibirya’ya sürgüne gönderdi.
Bilhassa Abhazya büyük ızdırap çekti, nüfusunun yarısını kaybetti.

İkinci ciddi kalkışma Ruslar 1905 yılında Japonlara yenilince patlak verdi.
Kuzey Kafkasya’da bu isyanda yine şiddet ve vahşetle bastırıldı.

DİASPORADA SİYASİ ÇALIŞMALAR
1908 yılının Ağustos ayında İmamŞamil’in oğlu Gazi Muhammet Paşa’nın Koska’da bulunan konağında biraraya gelen Kafkasyalı bir grup aydın Çerkes İttihat ve TeavünCemiyeti’nin temelini attılar. Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Çerkeselitleri tarafından kurulan ve bu coğrafyadaki ilk Çerkes cemiyetiolarak bilinen Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti’nin kuruluş tarihi 4Kasım 1908’dir.
Bu cemiyetin içinde bir kaçkomutan, birçok paşa, edebiyatçılar ve üniversite öğrencileri vardı.Osmanlı ordusunun önde gelen isimlerinden olan Mareşal Merted AbdullahPaşa, Mareşal Berzeg Zeki Paşa, Gazi Muhammed Fazıl Paşa, General PoohNazmi Paşa, General Şhaplı Osman Paşa, Loh Ahmet Hamdi Paşa derneğinaktif isimleri arasındadır. Bu isimlerin yanı sıra Ahmet Cavit TherkhetPaşa, Met Çunatuko İzzet Paşa, İsmail Berkok ve Ahmet
Mithat Efendi (Hagur) Çerkes Teavün Cemiyeti’nin önde gelen isimlerindendi.

Doktor Vasfi Güsar’ın 1975 yılındaKafkasya Dergisi’nde yayımlamış olduğu yazısında bahsettiği üzereÇerkez Teavün Cemiyeti’nin kuruluşundaki önemli bir amaç da anayurtKafkasya’nın bağımsız olmasıydı. Bu konuda daha aktif çalışılmasıgerektiğinin farkına varan Çerkez aydınlar, Çerkez İttihat ve TeavünCemiyeti’nin siyasi kolu olan Şimali Kafkasya Cemiyeti’ni kurmuştur.
1914 yılında birinci dünya savaşı çıktı.
SavaşınKafkasya’nın bağımsızlığı açısından yararlı olabileceği düşünüldüğündenÇerkezler arasında katılım çok fazlaydı. Rusyanın bu savaşta yenilmeyebaşlaması üzerine Kafkasya’nın kurtuluşu için yeni ümitler belirmeyebaşladı. Kurulan Kafkas Komitesi, 1915 Kasımında, Thuaga Müşir FuatPaşa Başkanlığında, Prof. Aziz Meker, Dr. İsa Ruhi Paşa ile Selim BeyBehbutzade(Azeri) ve Kamil Bey Tokaridze (Gürcü), Prens Maçabeli(Gürcü) ’den teşekkül eden bir heyeti Berlin ve Viyana’ya gönderdi.Ocak 1916’da heyet Avrupa Devletlerine bir momerandum vererekKafkasyanın vaziyetini anlattı.

Kuzey Kafkasya, Azerbaycan, Gürcistanve Ermenistan’dan oluşan konfederatif bir devlet kurmak için KafkasKomitesi’ne maddi, manevi yardımda bulunulmasını istediler. Bir MüddetSonra Kafkasya Komitesiadını değiştirerek Türkiye’de “Şimali Kafkasya Siyasi MuhacirlerKomitesi” adını aldı. Komite uluslar arası alanda faaliyetlerdebulunuyor, kitaplar yayınlıyor, Rusya’daki gelişmeleri yakından takipediyor, kültür işleri ile meşgul oluyor, Kafkasya’daki milli dil velehçelerde kitaplar hazırlıyor anavatana gönderiyordu. Anavatana gidipsoydaşlarına hizmet eden Nuri Tsağo, Yusuf Suat Neğuç, Dr. Ali SuatAsyok, Öğretmen İbrahim Hızel, Besni Hafız Zekeriya Efendi, HarunTletseruk, Akif Tigun, Güsar Şeyh Muhammed Zahit Kevseri hep Komiteyleirtibatlı isimlerdi.
(Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nınyenilgisi üzerine İstanbul’a giren İngilizler, Beyoğlu’ndaki ŞimaliKafkas Cemiyeti’ni kapatmıştır. Ağustos 1923’te ise Çerkez TeavünCemiyeti ile İstanbul Çerkez Kadınları Teavün Cemiyeti kapatılmıştır.Çerkez Numune Okulu ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın İstanbul MaarifMüdürlüğüne verdiği emirle 5 Eylül 1923 tarihinde kapatılmıştır.)

BAĞIMSIZ KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ
Rusya’da 1917 Şubat’ında başlayanihtilal, esaret altındaki bütün milletlerin ayaklanmasına sebep oldu.Kafkasyalılar da yüzyıllardır hasretini çektikleri istiklâlleri içinharekete geçtiler. Hazar’dan Karadeniz’e kadar kültür ve medeniyetleribir olan bütün Kafkas halklarından toplam 500 resmî temsilcininkatıldığı 1. Büyük Halk Kurultayı 3 Mayıs 1917’de Terekkale’detoplandı. 5 gün süren heyecanlı toplantılar sonucunda “BirleşikKafkasya Dağlıları Birliği Geçici Yönetimi” oluşturuldu.
2.Kurultay 18 Eylül 1917’de Andi’de toplandı. Yirminci yüzyıl KuzeyKafkasya tarihinde önemli bir siyasî nitelik taşıyan ve bağımsızlıkhareketinin en önemli referansı sayılan kurultaya, Dağıstan, Kumuk,Terek vilâyeti, Çeçen-İnguş, Osetya, Kabartay, Karaçay-Balkar, Adıgey,Abhazya, Şetkale bölgelerinden 1500 delege katılmıştı. Anayasaniteliğinde kararlar alınarak Kuzey Kafkasya ve Dağıstan halklarınıntek bir siyasî çatı altında birleştiği ilan edildi.
Millî Meclis,bakanlar kurulunu seçerek tam yetki verdi. Çeçen Abdülmecid ÇermoyDevlet Başkanı seçildi ve Bakanlar Kurulu, çalışmalarına başladı.
20Kasım 1917’da Rusya’dan ayrıldığını îlân eden yeni hükûmet; askerî,mâlî, zirâî ve idârî sahalarda gerekli devlet düzenlemelerine hızlabaşladı.
DevletBaşkanı Abdümecid Çermoy ve Dışişleri Bakanı Haydar Bammatbaşkanlığında yola çıkan bir heyet; Tiflis, Batum ve Trabzon’dagörüşmeler yaptıktan sonra nihayet 6 Mayıs 1918 günü İstanbul’a ulaştı.Osmanlı dış politikasının şekillenmesinde büyük rolü olan muhaceretçevrelerinin oluşturduğu “Çerkes Teavün Cemiyeti”nin aracılığıylaOsmanlı Hükümeti ile görüşmeler yaparak yardım anlaşmaları da imzalayanheyet, 11 Mayıs 1918 Cumartesi günü bir nota ile, Kuzey Kafkasya’nınbağımsız bir devlet olduğunu bütün hükümetlere duyurdu.

7 YIDIZLI BAYRAK BURÇLARDA
Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı,Türk, Alman ve diğer batılı ülkelerin basınında geniş yankılaruyandırdı. Osmanlı Hükümeti, Kuzey Kafkasya Devleti’ni tanımaktagecikmedi.
Bütün bu gelişmelerden oldukça rahatsızolan Rusya, Osmanlı Devleti’ni sert bir dille eleştirdi ve ilişkilergerginleşti. Bunun üzerine Rusya, Bağımsız Kuzey Kafkasya Devleti’nintanınmasını engellemek için önde gelen Avrupa ülkelerine notalar verdi.
Osmanlı Devleti, yeni cumhuriyeti tanımakla beraber,müttefiklerinden beklediği siyasî destek karşılıksız kaldı. Enver veTalât Paşaların Almanya nezdindeki girişimlerinden de sonuçalınamamıştı.
Lenin, Astrahan yolu ile Kuzey Kafkasya’ya kızılordu tümenlerini sevk etmeye başlamıştı bile. Kizlar ve Şamilkale’yi ele geçirmeküzere harekete geçen üç tümen Kafkasyalılar tarafından bozgunauğratıldı. Ancak Beyaz ve Kızıl ordular tarafından tamamen kuşatılanKuzey Kafkasya’nın acilen yardıma ihtiyacı vardı. Nihayet İstanbul’dakimuhaceret çevrelerinin yoğun çabası ile Osmanlı Devleti harekete geçti.Büyük çoğunluğu Çerkes gönüllülerden oluşan yaklaşık 20.000 kişilik”Kafkas İslâm Ordusu” Nuri Paşa komutasında Kafkasya’ya girdi. Diğertaraftan Osmanlı Ordusu’nda görevli Çerkes Subaylardan İsmail Berkok,Mithat Şhaplı ve Muzaffer Beyler, teşkilât taburları ile dağ yolundanKafkasya’ya ulaşmışlardı. Bu genç subaylar, yerli kuvvetleri organizeetmeye başladılar. Yeni kurulan Kuzey Kafkasya Ordusu’na komutan tayinedilen Met Çunatıko Yusuf
İzzet Paşa, Kafkas İslâm OrdusuKumandanı Nuri Paşa ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Devlet BaşkanıAbdülmecid Çermoy düşmandan temizlenen Derbent’te bir araya geldiler.13 Ekim 1918 günü yapılan büyük merasimden sonra top sesleri arasındaKuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yedi yıldızlı bayrağı şehrin burçlarınaçekildi.

BEYAZ VE KIZIL ORDULAR İLE SAVAŞ
Şiddetli çarpışmalar sonucu Kızıl veBeyaz Rus birlikleri Kuzey Kafkasya’nın önemli bir bölümündençıkartılmıştı. Kuzey Kafkasya’nın tüm bölgelerinde devletteşkilâtlanmasını sağlamlaştırmak için Osmanlı subayları ile MillîHükümet sıkı bir işbirliği içinde çalışıyorlardı. Her şeyin iyiyegittiği, Millî Hükümet’in güvenli bir çalışma ortamı bulduğu birsırada, İstanbul’da gelen bir haber bütün planları alt üst etti. 1.Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti MondrosMütarekesi’ni imzalamış, mütareke gereği Kafkas Orduları,Başkumandanlığa dönüş için emir almıştı. Kuzey Kafkasya’ya son dereceolumlu hizmetler veren ordu, emir gereği 28 Aralık 1918’de gözyaşlarıarasında Kafkasya’dan ayrıldı.
Kafkas İslâm Ordusu’nun çekilmesi,Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti için yıkım olmuştu. Genç devletin, biribeyaz biri kızıl iki düşman cephe karşısında durumu gittikçeağırlaşıyordu.
Yeni durum karşısında Devlet BaşkanıAbdülmecid Çermoy istifa etti. Yerine Pşimaho Kotse 2. Devlet Başkanıseçildi. Kodze Hükümeti askerî ve siyasî iki sahada harekete geçti.Bütün millet seferber îlân edilerek mücadeleye hız verildi. ÇarcıGeneral Denikin kuvvetleriyle kanlı savaşlar biribirini izleyereksürdü. Adıgey, Karaçay, Kabardey ve Oset bölgeleri düşman tarafındanişgâl edildi. Millî Kuvvetler Dağıstan ve Çeçenistan’a çekilerek savaşadevam ettiler. Alhanyurt ve Gudermes’te savaş bir haftasürdü. Kuzey Kafkasyalılar üstün kuvvetler karşısında tutunamadılar;Çeçenistan içlerine, Vedeno’ya çekildiler. Bu şiddetli savaşlar sonundaKuzey Kafkasyalılar, bin kadarı kadın olmak üzere 20.000 şehitvermişlerdi.
Bu sırada büyük ümitlerle ve hırslagöreve başlayan Pşimaho Kotse hükümeti de 1919’da istifa etti. GeneralMikail Halil hükümeti kurmaya memur edildi. İngilizlerin de Denikin’idesteklemeleri, cephanesiz ve yardımsız kalan Kuzey Kafkasyalılaradirenç imkânı bırakmamıştı. Ağustos 1919’da, uygun şartlar oluşuncayakadar Millî Meclis tatil edildi, buna karşılık gerilla savaşıbaşlatıldı. Çarlık ordularından çekmediklerini bir avuç Kafkasyalıdançeken komünistler yeniden propaganda yolunu seçtiler. Savaşıbırakmaları hâlinde Kafkasya’nın bağımsızlığını tanıyacaklarınısöylüyorlardı.

KAYIŞYURT TOPLANTISI
6 Mayıs 1920’de ÇeçenistanKayışyurt’ta Bolşevik toplarının tehdidi altında büyük bir kurultaytoplandı. Kurultaya Türkiye’den İsmail Berkok, Aziz Meker ve ButbaMustafa Şahin Beyler de katıldı. Uzun müzakerelerden sonra and içilerekmücadeleye devam kararı alındı, yeni bir temsilciler meclisi seçildi.
MeclisUzun Hacı’nın tavsiyesine uyarak Kâmil Paşa’yı göreve çağırdı. AncakPaşa gidemeyecek kadar hasta ve yorgun olduğundan oğlu Said Şamil’iKafkasya’ya gönderdi. Kafkasyalılar Said Şamil’in önderliğindemücadeleyi sürdürdüler. Önemli başarılar sağlandı. Birbiri ardınagönderilen Bolşevik kuvvetlerini bozguna uğrattılar. Bu arada Rusya’daiçi savaş sona ermişti.Çarlık taraftarlarını tamamen yok edenBolşevikler durumlarını sağlamlaştırınca bütün kuvvetleriyle Kafkasyaüzerine saldırdılar. Nihayet 1921 Haziran’ında son direniş de çöktü veKuzey Kafkasya tamamen işgâl edildi.
Bu bağımsızlık mücadelesinde Abdülmecit Çermoy, Pşimaho Kotse, Mikâil Halil Paşa, Haydar Bammat, Vassan Giray Jabağı, İbrahim Haydaroğlu, Nuh Bek Tarkolu, Uzun Hacı, Necmettin Gotskinski,Said Şamil, Met Çunatıko Yusuf İzzet, General İsmail Berkok, Ali HanKantemir, Mehmet Kadı Dibir, Ahmet Nabi Magoma, Aytek Namitok, MareşalTuğa Fuat Paşa, Aziz Meker, Hüseyin Tosun Şhaplı, Reşit Kaplan, ZübeyirTemirhan, Tausultan Şakman, Tugan Alkhaz, Gappo Bayattı, İbrahimHaydar, Cemil Cahit Toydemir ve Mürsel Bakü gibi yurtseverler bilfiilyer almışlardır.
Bu kadronun içinde vatanında ölenlerve öldürülenler olduğu gibi, sağ kalanların hemen hemen tamamıömürlerinin kalan kısmını vatanlarının dışında tamamlamak zorundabırakılmıştır.

DAĞISTAN KARTALI ŞEYH ŞAMİL (İmam Şamil) DEN TARİHİ SÖZLER

KAHROLSUN SEFİL ESARET ! YAŞASIN ŞANLI VE GÜZEL ÖLÜM!

İSTİLAYA UĞRAYAN VATAN TOPRAKLARI SULH İLE ELE GEÇMEZ,CENKLE ALINIR!

VATAN İSTİLACILARINA İSYAN EDENLERİN KIRIK UTANGAÇ HALİ, BENİM İÇİN , İBADETLE OLANLARIN SERT VE DİK TAVIRLARINDAN İYİDİR.

EY Allah IN MAKBUL KULLARI ! EY VATAN DAĞLARININ EMSALSİZ ZİYNETİ ŞEREFLİ MUHAFIZLAR! BU VATAN SİZİNDİR , SİZİN OLACAKTIR…

ÇARLAR ÖLECEKTİR, PETROLARINIZ, VE KATERİNALARINIZ GİBİ NİKOLA DA GÖZLERİ ARKASINDA GİDECEKTİR… FAKAT KAFKASYA MUTLAKA KURTULACAK HÜR VE MESUT OLACAKTIR. Allah , HAK VE VATAN UĞRUNDA ÇARPIŞANLARA YARDIMCI OLSUN…

ÖLÜMÜ SEVGİLİ GİBİ KUCAKLAYAN VE ŞEHİTLİĞE SUSAYAN İNSANLARA, ESARET TEKLİF ETMEK ÇOK BOŞ VE GÜLÜNÇTÜR…

DÜŞMANA KARŞI DİRİ KEDİ , ÖLMÜŞ ASLANDAN İYİDİR.

VATANIN KURTULUŞU VE İSTİKLAL YOLUNDA CEHD VE CENK GEREKLİDİR.

HÜRRİYETİMİZ, ZULÜM VE KAHRIN DÖKTÜĞÜ KANLARLA KAZANILACAKTIR.

BİZDEN TORUNLARIMIZA KALACAK EN BÜYÜK MİRAS, HÜRRİYET UĞRUNDA SAVAŞMAK , HAKKI YAYMA UĞRUNDA CAN VERMEK OLACAKTIR. TORUNLARIMIZ HÜRRİYET VE İSTİKLAL UĞRUNA YAPILAN SAVAŞLARIN KUYRUĞU DEĞİL , BAŞI OLMALIDIR.

SAVAŞIMIZ, ÇARLARIN , RUHANİ REİSLERİN VE EŞKIYALARIN MİLLETİMİZDEN GASPETTİKLERİ HAKLARINI İADE İÇİN SONUNA KADAR DEVAM EDECEKTİR…

MÜSLÜMANLIK ESASINA GÖRE KURULAN İDARE TEŞKİLATI İLE DİKTATÖRLÜK BAĞDAŞAMAZ.

BEN MÜSLÜMANIM, MÜSLÜMAN OLANLAR KENDİLERİNİ ESARETE ALMAK İSTEYEN ZORBA REJİMLERLE ÇARPIŞMAK MECBURİYETİNDEDİR.

MADDİ SİLAHLAR YALNIZ BAŞINA HİÇBİR İŞE YARAMAZLAR…

MÜSLÜMANLIĞI VE VATANINIZI KURTARMAK İSTİYORSANIZ BİR TEK YOLU VARDIR. DÜŞMANLARINIZIN ELLERİNDEKİ ÖLDÜRÜCÜ SİLAHLARI ALEYHİNİZDE KULLANMASINA İZİN VERMEYİNİZ.

MÜSLÜMANLAR ZULME DAYANAN BİR DEVLETİN ESİRİ OLAMAZ. ZULÜM SİSTEMİ İLE TEŞKİLATLANAN ÇARLIK RUSYA SI YA ZULÜMDEN VAZGEÇMELİ YA BAŞ EĞMELİ YADA ORTADAN KALKMALIDIR.

ÇARI BÜYÜK GÖRENLER Allah A ŞİRK KOŞAN KAFİRLERDEN FARKSIZDIR.

BİR NAİBE GÖNÜL BAĞLARKEN ONDA KERAMET ARAMAYINIZ. SADECE ŞERİATA SAYGI BESLEDİĞİNİ VE HAK YOLUNDA YÜRÜDÜĞÜNÜ GÖRMEK YETERLİDİR.

KAFKASYALILAR! SENELERDEN BERİ GÖĞÜSLEMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ EN VAHİM AN GELİP ÇATMIŞTIR. YAPABİLECEĞİMİZ TEK İŞ DÜŞMANLA FASILASIZ VE AMANSIZ ÇARPIŞMAKTIR. BUGÜNE KADAR HARP ETMEK ŞEREF VE VATAN BORCU İDİ. FAKAT BUGÜN HEPİMİZİN ÜSTÜNE FARZ OLMUŞTUR. KAFKASYA‘NIN HÜRRİYETİ İÇİN SON KURŞUNUNA SON KILICINA VE SAĞLAM KALAN SON BİLEĞE KADAR DÖĞÜŞMEYEN KAFİRDİR. KÜFRÜN VE HIYANETİN CEZASI MERHAMETSİZCE VE DERHAL ÖLÜMDÜR….

ÖLÜM BİZİ Allah’IMIZA KAVUŞTURAN EN ULVİ HADİSEDİR. DÜNYAYA GELDİK O NUN ESERLERİNİ GÖRDÜK , O NUN EMİRLERİNDEKİ İSABETE İNANDIK, O NUN ESERLERİNE GÖNLÜMÜZDEN VURULDUK. ŞİMDİDE SEVİNE SEVİNE O NA KAVUŞMAYI ÖZLEMELİYİZ. ÖLÜM KAFİRLER İÇİN BİR AZAP BİR ISTIRAPTIR. MÜSLÜMANLAR İÇİN BİR SÜRUR VE SADET OLMALIDIR.

ŞEHİTLERİN RUHLARI YEŞİL KUŞ KANATLARI İÇİNDE Allah A KAVUŞUR.

VATANINIZ İÇİN ÖLDÜRÜNÜZ ŞEHİT OLUNUZ.

MİLLETİM, SİZ Allah A KARŞI ÇOK GÜNAHLARLA SUÇLUSUNUZ. SİZ DİNİ ÖLÜME MAHKUM EDİYORSUNUZ. NAMAZLARINIZ ORUÇLARINIZ NAFİLEDİR. DUALARINIZ Allah İLE BİR İSTİHZADIR. İBADETLERİNİZ O’NU OYALAMAK ARZUSUNDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. EVET , NAMAZ KILIN, ORUÇ TUTUN, FAKAT UNUTMAYINIZ Kİ EN BÜYÜK İBADET GAZAVATTIR. RUSLAR TOPRAKLARIMIZI ÇİĞNİYORLAR , BEN SİZE ANCAK KURTULUŞUN SAVAŞTA OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM. RUSLARA ÖLÜM!!!

BUNDAN SONRA ONLARIN MUKADDERATI ÇİZİLMİŞTİR, ONLARI YOK EDECEĞİZ, HİÇ BİR KİMSEYE MÜSAMAHA ETMEYECEĞİZ. BÜTÜN KAFKASYA NIN IRMAKLARI GÖLLERİ ANCAK ONLARIN KANLARI İLE BOYANDIĞI ZAMAN KURTULMUŞ OLACAĞIZ.

EY DAĞISTAN VE ÇEÇENİSTAN MİLLETLERİ ! DİNLEYİNİZ BENİ… BEN SİZLERİ PARA VE MENFAAT İÇİN BU SAVAŞLARA SÜRÜKLEMEDİM. BU Allah IN EMRİDİR. TOPRAĞIMIZI HÜRRİYETİMİZE KAVUŞTURMAK ÜLKÜMÜZDÜR. BU EMRE İTAAT EDİNİZ. HİÇ BİRİMİZ KAMASINI KININA SOKMASIN . PAROLAMIZ ÖLÜNCEYE KADAR SAVAŞ OLMALIDIR.

GÖNÜLLERDEN KİBİRİ ÇIKARMAK YÜCE DAĞLARI İĞNE İLE KAZIMAKTAN DAHA ZORDUR.

ANCAK, Allah YOLUNDA KAN DÖKÜNÜZ VATANIN HÜRRİYETİNE SAADETİNE REFAHINA VE SERVETİNE GÖZ DİKENLERE , EL UZATANLARA AMAN VERMEYİNİZ. SİZİ KOĞDUKLARI VE GERİ SÜRDÜKLERİ BİR TEK KARIŞ YURT TOPRAĞINI DÜŞMAN ELİNDE BIRAKMAYINIZ. ONLARI DAİMA GELDİKLERİ YERE SÜRÜNÜZ. ADAM ÖLDÜRMEK VE Allah IN BİNASINI YIKMAK FENA BİRŞEYDİR. FAKAT VATAN UĞRUNDA ÖLMEK VE ÖLDÜRMEK Allah IN TAKDİS ETTİĞİ ULU BİR VAZİFEDİR.

FAYDASIZ İLİMDEN Allah A SIĞINIRIM.

Allah IN SANA VERDİĞİ NİMETLERLE GÜNAH VE KÖTÜLÜK YOLUNDA KUVVET KAZANDIRMAMALISIN.

HERŞEYİN BİR HİZMET EDİCİSİ VARDIR. DİNİN HİZMET EDİCİSİ DE EDEP VE VATAN GÖREVİDİR.

HAYRIN KÜMELENDİĞİ EVİN ANAHTARI TEVAZU , ŞERRİN KÜMELENDİĞİ EVİN ANAHTARI İSE GURURDUR.

YÜKSEKTEYKEN KÜÇÜLMELİ, KUVVETLİYKEN İNSAF ETMELİSİN.

NEFSİNİ BAŞ TACI EDEN , DİNİNİ HOR GÖRÜR.

DÜNYADA MENFAAT İÇİN SEVGİ GÖSTERİSİNDE BULUNAN İNSANLAR KADAR ALÇAĞI YOKTUR.

HAKKI KABUL VE İLAN ETMEK İSLAMİ YAŞAYIŞIN ESASINI TEŞKİL EDER.

MÜSLÜMAN İDARELER İŞLERİNİ ŞURA İLE GÖRÜRLER.

İNSANLARIN EN YÜKSEĞİ , VE EN ASİLİ Allah TAN EN ÇOK KORKANDIR.

ARKADAŞINI AFFET… AFFETTİĞİNİ HATIRLATMA VE HATIRLAMA.

Allah KUVVETLİLERİN BAŞARAMADIĞINI BİR ZAYIFA BAŞARTMAYA KADİRDİR.

KAMİL KİMSE VATANINDA HER HANGİ BİR ŞEY KIPIRDAR VEYA DOĞARSA BUNDAN HABERDAR OLMALIDIR.

Allah A GİDEN YOLLAR GÖKTEKİ YILDIZ SAYISINDAN FAZLADIR. BİZ O YOLLARDAN BİRİNİ ARIYORUZ.

Allah BÜYÜKTÜR. YARDIMINI VATANI VE KENDİ UĞRUNDA SAVAŞ EDENLERDEN ESİRGEMEZ.

MÜ’MİN SENDELERSE Allah O NA DESTEK OLUR.

Allah DİLEDİĞİNİ İMANSIZLIK KARANLIĞINDA BOĞAR. FAKAT SEVDİĞİ KULUNU HİDAYETE VE AYDINLIĞA KAVUŞTURUR.

Allah LA AÇIK VE GİZLİ MUAMELENİZ EDEP ÜZERİNE OLSUN.

KADAR BİLE OLIŞIK GÖRDÜKIL SA ĞÜN YERE GİT.

Allah TAN KULLARINA ŞER ERİŞMEZ.

KAMİL KİŞİ YÜRÜMEYE NASIL BAŞLARSA ÖYLE BİTİRİR.

%d blogcu bunu beğendi: