RÜŞVET.HIRSIZLIK.YOLSUZLUK

RÜŞVET
Rüşvet, haksız kazanç elde etmek için kişilere çıkar sağlama yollarından biridir. Lehte karar vermeleri için hâkimlere verilen mal veya paralar, hem hak gasplarına ve hem de adaletin ters yönde işlemesine sebep olmaktadır.
Makam ve mevkii sahiplerini yerlerinden eden, toplumda hak gasplarına neden olan rüşveti daha yakından tanıyabil memiz için rüşvet illetinin tarihçesine kadar inmenin faydalı olacağına inanıyorum.
M.Ö. 3700’lü yıllarda, Anadolu topraklarında Asurlular yaşıyordu. Asur Devleti, bu dönemlerde Kayseri’nin doğusunda bulunan Kültepe’de büyük bir ticaret kolonisi oluşturmuşlardı. Ticaretin kalbi işte burada atıyordu. Asurlu tüccarlar, mallarını burada satabilmek için İnar’ın oğlu Kral Warşam’ya rüşvet veriyorlardı. Kral Warşama, aldığı hediyeler karşılığında tüccarlara yazılı izin belgesi vererek rahatça ticaret yapmalarını sağlıyordu. Kayseri’nin Kültepe kazı alanında elde edilen yazılı tabletlerde yer alan bu bilgiler, rüşvet tarihinin milattan önceye dayandığını ve ilk rüşvetin Anadolu topraklarında verilmeye başlandığı kanıtlamıştır.
İstanbul Arkeoloji Müze’sinde bulunan ve M.Ö. 4000 yılına ait olduğu ileri sürülen bir Sümer tableti, Sümerolog Veysel Donbaz tarafından çözülmüş ve elde edilen bilgiler rüşvetin ilk belgesi olarak değerlendirilmiştir.
Eski Çin yönetimi, rüşveti önlemek için memurlarına “yana-lien” adıyla bir ek ödeme çıkarmıştır. İki bin yıl önce Hint Kralı Kathilya, rüşveti ele alan “Arthastra” adlı bir kitap yazmıştır. Dante, yedi yüz yıl önce, rüşvetçileri cehennemin en derinine koyarak, Ortaçağ’da yolsuzluğa duyulan nefreti yansıtmıştır.
.Hadis-i şeriflerde şöyle buyruluyor:
“Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında rüşvete vasıta olana da Allah lanet etsin” (Hâkim)
“Rüşvet alan da, veren de Cehennemdedir. (Taberani)
“Öyle zaman gelecek, rüşvet, hediye adı altında alınıp verilecek; ibret olsun diye gözdağı vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir.” (İmamı Gazali) İmamı Gazali Hz.leri bu durumun kıyamet alametlerinden olduğunu ifade etmiştir.
İslam Dini, insanın canını, malını, namusunu, vatanını, haysiyetini ve hakkını koruyabilmek için istemeyerek de olsa rüşvet alıp, vermesini caiz kılmıştır. Bu konudaki bir Hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Dinini ve namusunu malı ile koruyabilen bunu yapsın” (Hâkim)
Asr-ı Saadet dönemine dönüp baktığımızda bu konuyla ilgili çarpıcı bir vakanın yaşandığına şahit oluruz.
Hz. Ömer, Devlet Başkanı iken, hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar, hanımına çeşitli hediyeler verirler.
Eve geldikleri vakit, Hz. Ömer, hanımına; “Bunları nereden aldın?” diye sorar. Hanımı da ; “Köylü kadınlar hediye etti”der. Hz. Ömer; “Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilmezdi. Ben halife değilken sana niçin hediye vermiyorlardı?”diyerek, verilen hediyeleri beyt-ül mala devreder.
HIRSIZLIK

Hırsızlık, başkasına ait bir mal ve eşyayı izinsiz olarak kullanma veya mülkiyete geçirmedir.
Hırsızlık insan onurunu ayaklar altına alan çok kötü bir davranıştır. Bu yüzden bütün dinler, birinin başkasına ait bir eşyayı gizlice kendi üzerine almasını büyük bir günah ve büyük bir suç saymıştır
Dinimize göre hırsızlık İslâmiyet, hırsızlığı kesin bir ifade ile yasaklamıştır. Hırsızlık yapmak aynı zamanda bir kul hakkı ihlalidir. Hırsızlık yapan kişi hem Allah’ın emrini çiğnemiş hem de kul hakkı yemiştir. , Kul hakkı Allah’ın affetmediği kötü davranışlardan birisidir. Bu nedenle başkasına ait, bir mal ve eşyayı , sahibinden izinsiz olarak almamalıyız. Mal ve eşyanın para olarak değerli veya değersiz olması fark etmez. Çalına malın küçük veya büyük olması da önemsizdir. Hırsızdık izinsiz bir mal
veya eşyanın alınması ve kullanılmasıdır. Önemli olan o kötü olayın işlenmesidir. Müslümanın ondan şiddetle kaçınması gerekir. Çünkü hırsızlık, toplumu tehdit eden kötü bir davranıştır.
Peygamberimiz, ona tabi olmaya gelen insanlardan hırsızlık yapma da dahil olmak üzere bir çok kötülükten uzak duracaklarına dair söz alırdı. Bu konuda Allah’ın emri vardır:
“Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” 
Hırsızlığın Zararları
Hırsızlık, çalışıp alın teri ile kazanma şevkini kırar. Kişinin haram kazanç ile yaşamasını sağlar. Toplumda, okulda,mahallede güven ve dostluğu zedeler. Bu yüzden, İslam hırsızlığın her çeşidini yasaklamıştır. Hatta dinimiz, çalınan bir mal ve eşyayı bilerek satın almayı da hoş görmemiştir. Peygamberimiz bir hadisinde; ” Kim bildiği hâlde hırsızlık eşyasını satın alırsa onun günahına ve bu işin kötülüğüne ortak olmuş olur.” buyurmaktadır.

YOLSUZLUK

Yolsuzluk ta bir çeşit hırsızlıktır, ihale entrikalarıdır, kamu mallarını yağmalayarak halkı sömürmektir, suçtur-azim  günahtır, Cehennemlik isyandır.
Yolsuzluklara karşı çıkmak Müslümanın temel görevidir. Ancak bu yapılırken haramlar işlenemez. İnsanlara ve ailelerine korku salmak, konut dokunulmazlığını ihlâl etmek, suçları mahkeme kararlarıyla sabit olmamış insanları suçlu olarak kabul etmek ve bu kabulü medyaya servis ederek yaymak yolsuzluk kadar suçtur ve günahtır.
Daha vahim olanı Allah’a ve Peygamberine karşı harp ilanı yapan kuruluşlar için kullanılacak yerler inşaa etmek ve bunu kamunun milyarlarca zararına sebep olacak şekilde yapmak tam bir hak ve halk karşıtlığıdır.Zira insanları sömürmekten daha büyük bir yolsuzluk olamaz.Bütün yolsuzluklar ve faizli uygulamalar ayaklarımızın altındadır. Çiğnemek istemeyeceklere yazıklar olsun Cehennem’in
Veyl azabı onları beklemektedir.

RÜŞVET.HIRSIZLIK.YOLSUZLUK

 

 

RÜŞVET
Rüşvet, haksız kazanç elde etmek için kişilere çıkar sağlama yollarından biridir. Lehte karar vermeleri için hâkimlere verilen mal veya paralar, hem hak gasplarına ve hem de adaletin ters yönde işlemesine sebep olmaktadır.
Makam ve mevkii sahiplerini yerlerinden eden, toplumda hak gasplarına neden olan rüşveti daha yakından tanıyabil memiz için rüşvet illetinin tarihçesine kadar inmenin faydalı olacağına inanıyorum.
M.Ö. 3700’lü yıllarda, Anadolu topraklarında Asurlular yaşıyordu. Asur Devleti, bu dönemlerde Kayseri’nin doğusunda bulunan Kültepe’de büyük bir ticaret kolonisi oluşturmuşlardı. Ticaretin kalbi işte burada atıyordu. Asurlu tüccarlar, mallarını burada satabilmek için İnar’ın oğlu Kral Warşam’ya rüşvet veriyorlardı. Kral Warşama, aldığı hediyeler karşılığında tüccarlara yazılı izin belgesi vererek rahatça ticaret yapmalarını sağlıyordu. Kayseri’nin Kültepe kazı alanında elde edilen yazılı tabletlerde yer alan bu bilgiler, rüşvet tarihinin milattan önceye dayandığını ve ilk rüşvetin Anadolu topraklarında verilmeye başlandığı kanıtlamıştır.
İstanbul Arkeoloji Müze’sinde bulunan ve M.Ö. 4000 yılına ait olduğu ileri sürülen bir Sümer tableti, Sümerolog Veysel Donbaz tarafından çözülmüş ve elde edilen bilgiler rüşvetin ilk belgesi olarak değerlendirilmiştir.
Eski Çin yönetimi, rüşveti önlemek için memurlarına “yana-lien” adıyla bir ek ödeme çıkarmıştır. İki bin yıl önce Hint Kralı Kathilya, rüşveti ele alan “Arthastra” adlı bir kitap yazmıştır. Dante, yedi yüz yıl önce, rüşvetçileri cehennemin en derinine koyarak, Ortaçağ’da yolsuzluğa duyulan nefreti yansıtmıştır.
.Hadis-i şeriflerde şöyle buyruluyor:
“Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında rüşvete vasıta olana da Allah lanet etsin” (Hâkim)
“Rüşvet alan da, veren de Cehennemdedir. (Taberani)
“Öyle zaman gelecek, rüşvet, hediye adı altında alınıp verilecek; ibret olsun diye gözdağı vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir.” (İmamı Gazali) İmamı Gazali Hz.leri bu durumun kıyamet alametlerinden olduğunu ifade etmiştir.İslam Dini, insanın canını, malını, namusunu, vatanını, haysiyetini ve hakkını koruyabilmek için istemeyerek de olsa rüşvet alıp, vermesini caiz kılmıştır. Bu konudaki bir Hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Dinini ve namusunu malı ile koruyabilen bunu yapsın” (Hâkim)
Asr-ı Saadet dönemine dönüp baktığımızda bu konuyla ilgili çarpıcı bir vakanın yaşandığına şahit oluruz.
Hz. Ömer, Devlet Başkanı iken, hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar, hanımına çeşitli hediyeler verirler.
Eve geldikleri vakit, Hz. Ömer, hanımına; “Bunları nereden aldın?” diye sorar. Hanımı da ; “Köylü kadınlar hediye etti”der. Hz. Ömer; “Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilmezdi. Ben halife değilken sana niçin hediye vermiyorlardı?”diyerek, verilen hediyeleri beyt-ül mala devreder.
HIRSIZLIK

Hırsızlık, başkasına ait bir mal ve eşyayı izinsiz olarak kullanma veya mülkiyete geçirmedir.
Hırsızlık insan onurunu ayaklar altına alan çok kötü bir davranıştır. Bu yüzden bütün dinler, birinin başkasına ait bir eşyayı gizlice kendi üzerine almasını büyük bir günah ve büyük bir suç saymıştır
Dinimize göre hırsızlık İslâmiyet, hırsızlığı kesin bir ifade ile yasaklamıştır. Hırsızlık yapmak aynı zamanda bir kul hakkı ihlalidir. Hırsızlık yapan kişi hem Allah’ın emrini çiğnemiş hem de kul hakkı yemiştir. , Kul hakkı Allah’ın affetmediği kötü davranışlardan birisidir. Bu nedenle başkasına ait, bir mal ve eşyayı , sahibinden izinsiz olarak almamalıyız. Mal ve eşyanın para olarak değerli veya değersiz olması fark etmez. Çalına malın küçük veya büyük olması da önemsizdir. Hırsızdık izinsiz bir mal
veya eşyanın alınması ve kullanılmasıdır. Önemli olan o kötü olayın işlenmesidir. Müslümanın ondan şiddetle kaçınması gerekir. Çünkü hırsızlık, toplumu tehdit eden kötü bir davranıştır.
Peygamberimiz, ona tabi olmaya gelen insanlardan hırsızlık yapma da dahil olmak üzere bir çok kötülükten uzak duracaklarına dair söz alırdı. Bu konuda Allah’ın emri vardır:“Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını
öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” ( Mümtehine 12)
Hırsızlığın Zararları
Hırsızlık, çalışıp alın teri ile kazanma şevkini kırar. Kişinin haram kazanç ile yaşamasını sağlar. Toplumda, okulda,mahallede güven ve dostluğu zedeler. Bu yüzden, İslam hırsızlığın her çeşidini yasaklamıştır. Hatta dinimiz, çalınan bir mal ve eşyayı bilerek satın almayı da hoş görmemiştir. Peygamberimiz bir hadisinde; ” Kim bildiği hâlde hırsızlık  eşyasını satın alırsa onun günahına ve bu işin kötülüğüne ortak olmuş olur.” buyurmaktadır.

YOLSUZLUK

Yolsuzluk ta bir çeşit hırsızlıktır, ihale entrikalarıdır, kamu mallarını yağmalayarak halkı sömürmektir, suçtur-azim günahtır, Cehennemlik isyandır.
Yolsuzluklara karşı çıkmak Müslümanın temel görevidir. Ancak bu yapılırken haramlar işlenemez. İnsanlara ve ailelerine korku salmak, konut dokunulmazlığını ihlâl etmek, suçları mahkeme kararlarıyla sabit olmamış insanları suçlu olarak kabul etmek ve bu kabulü medyaya servis ederek yaymak yolsuzluk kadar suçtur ve günahtır.
Daha vahim olanı Allah’a ve Peygamberine karşı harp ilanı yapan kuruluşlar için kullanılacak yerler inşaa etmek ve bunu kamunun milyarlarca zararına sebep olacak şekilde yapmak tam bir hak ve halk karşıtlığıdır.Zira insanları sömürmekten daha büyük bir yolsuzluk olamaz.
Bütün yolsuzluklar ve faizli uygulamalar ayaklarımızın altındadır. Çiğnemek istemeyeceklere yazıklar olsun Cehennem’in
Veyl azabı onları beklemektedir.

%d blogcu bunu beğendi: