OSMANLI ve KAFKASYALILAR II

Abuk Ahmet Paşa
(1857-1923)

Kafkasya’nın Kabardey yöresinden Anadolu’ya göç eden bir Çerkes ailesinin çocuğu olarak 1857 yılında Uzunyayla’da doğdu. Harbokulu’nu 1879 ve Harp Akademisi’ni 1881 yılında bitirdi. Kurmay Binbaşı rütbesiyle Osmanlı Devleti’nin Belgrat Elçiliği’ne ataşemiliter oldu. Çarlık Rusya’da görevli olarak bulundu. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra (1908) genellikle İttihat ve Terakki Partisi’ni desteklemekle birlikte onun yersiz uygulamalarına karşı çıkmaktan da çekinmedi.
“Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti”nin üyeleri arasında bulundu. Savaş yıllarında Kafkas Göçmenleri tarafından Çarlık Rusyası’na karşı oluşturulan “Şimali Kafkas Cemiyeti”, “Türkiye’ de Şimali Kafkas Siyasi Muhacirleri Komitesi” vb. kuruluşlarda rol oynadı.
Anadolu’daki Kafkas göçmenlerinin karşı ihtilal hareketlerine karışmalarını önlemeye çalıştı. Kafkasya’da Sovyet iktidarının kurulmasından sonra İstanbul’a sığınan Kafkasyalı göçmenlere büyük yardımları oldu. 1923 yılında İstanbul’da öldü. Paşabahçe Mezarlığı’nda gömülüdür.

Ali Sait Akbaytugan
(1864-1950)

Büyük Çerkes sürgününde Anadolu’ya göç ederek Manyas yöresine yerleşen bir Vubıh ailesindendir. 1872 yılında Hacıosman (Hunce Hable) Köyü’nde doğdu. 1877-1778 Osmanlı-Rus Savaşı’na Çerkes Gönüllü Kuvvetleri ile katılmış olan Hunc Kasbolet Bey’in oğludur. Harbokulu’nu 1896′da ve Harp Akademisi’ni 1898′de bitirdi. Osmanlı-İtalyan Savaşı’na 1911 ve Balkan Savaşları’na 1912-13 yıllarında katıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda yemen cephesinde İngilizlere karşı gösterdiği üstün başarılar nedeniyle tümgeneralliğe yükseltildi. 1918′de Mondros Silah Bırakışması’nın imzalanması üzerine Osmanlı Hükümeti’nin emriyle, Aden’de kuşatmış olduğu İngiliz birliklerine teslim olmak zorunda kaldı.
Esaretten döndüğünde 25. Kolordu Komutanlığı’na getirildi ve 1919′da İstanbul Muhafızı oldu. Bu görevi sırasında Kuvay-ı Milliye’yi destekledi. 14. Kolordu Komutanı Met Yusuf İzzet Paşa ( kayınbiraderidir), Maraşal Tuğa Fuat Paşa, Mareşel Berzeg Zeki Paşa, Big Ahmet Fevzi Paşa, Karzeg Salih Paşa gibi ileri gelen hemşehrileriyle işbirliği içinde, Anadolu’daki Kafkas göçmenlerinin karşı ihtilal hareketlerine katılmalarını engellemeye çalıştı. İstanbul’daki birçok kişinin Ançok Ahmet Anzavur Bey’in güçlerine katılmak üzere Anadolu’ya göçmelerini önledi. Anadolu ihtilalini destekleyen tutumu nedeniyle 16 Mart 1920′de İstanbul’u işgal eden İngilizler tarafından tutuklanarak Malta Adası’na sürgün edildi. TBMM adına Kunduh Bekir Samih Bey tarafından imzalanan Londra Anlaşması uyarınca serbest bırakıldığında Aşharuva Rauf (Orbay), Hatko İsmail Canbulat, Mürsel Baku (Paşa) gibi arkadaşları ile birlikte Ankara’ya giderek TBMM Ordusu’na katıldı. Komutanlık görevi yanında Elviye-i Selase Soruşturma Kurulu Başkanlığı yaptı. Abhazca, Almanca, İngilizce, Fransızca ve Arapça’yı biliyordu.
“Çester Projesi Hakkında Bazı Tenkidat ve Mütealaat (1923)” adlı bir kitabı da vardır. Çerkeslerin ilk kitap yazarlarından Hayriye Melek Hunc’un ağabeyidir. 1950 İstanbul’da öldü.

Ançok Ahmet Anzavur
(1834-1921)

Büyük Çerkes sürgününde (1864) Adiğey’den göç ederek Marmara yöresine yerleşen Ançok adlı bir Adıge ailesindendir.
Osmanlı zaptiye örgütüne katılarak binbaşı rütbesine kadar yükseldi. İstanbul, Kütahya, Konya gibi önemli şehirlerde jandarma tabur komutanı olarak görev yaptıktan sonra emekliye ayrılarak Biga’ya yerleşti.
Birinci Dünya Savaşın’da Çerkes İttihad veTeavun Cemiyeti’nin önde gelen kişilerinden Met Yusuf İzzet (Paşa) ve öğretmen Üzeyir Bey’lerin tavsiyesiyle Osmanlı Teşkilat-ı Mahsusası’na alınarak Kafkas cephesinde görevlendirildi. Cesur, becerikli ve rütbesinin üstünde görevler yapan tanınmış bir kişiydi. Gönen ve Manyas yöresindeki Kafkas göçmen köylerinden topladığı gönüllülerle Marmara yöresinde Kuvay-ı Milliye’ye karşı ilk karşı ihtilal hareketini başlattı. Başarıları sayesinde aldığı güçle Ankara’ya yürümek için harekete geçtiyse de Geyve Boğazı’ndaki çarpışmalarda başarı sağlayamadı.Atından düşerek yaralandı ve tekrar İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Bir süre sonra Biga tarafına gitti. 1921 yılı şubat ayı sonunda Eskişehir İstiklal Mahkemesi’nce gıyabında idam cezasına çarptırıldı.
Bundan sonra pek etkinliği görülmeyen Ançok Ahmet Anzavur Bey, 15 Nisan 1921′de Karabiga dolaylarında bir Arnavut çetesinin pususuna düşerek öldürüldü. Biga’nın Buzağılık köyünde gömülüdür.

Aziz Meker
(1877-1941)

Kuzey Kafkasya’da bugünkü Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi’nde bulunan Biberdkuace köyünde 1877 yılında doğdu. İlk eğitimini burada ve Batalpaşinsk (Çerkesk) köyünde yaptı. Ailesinin Türkiye’ye göçerek Eskişehir yöresine yerleşmesinden sonra 1889 yılında İstanbul Sultanisi’nde okudu. Daha sonra Fransa’ya giderek tarımcılık eğitimi gördü. İstanbul’da Halkalı Ziraat Okulu’nda öğretmenlik yaptı. Kafkas göçmenlerini oluşturan “Çerkes Teavun Cemiyeti” ve “Şimali Kafkas Cemiyeti” ile”Kafkasya İstiklal Komitesi” gibi kuruluşlarda aktif görevler aldı, konferanslar verdi, broşürler yayınladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Tuşa Fuat Paşa’nın başkanlığındaki bir Kafkas kuruluyla Avrupa’ya giderek Viyana, Berlin, Lozan vb. merkezlerde bu komite adına ve Kafkas davası lehine temaslarda bulundu. Çeşitli devlet adamlarıyla ve bunlar arasında Cenevre’de sürgünde bulunan Lenin’le görüşmeler yaptı. Mondros Silah Bırakışması’ndan sonra Anadolu’ya geçerek Anadolu ihtilalinin saflarına katıldı. TBMM tarafından Sovyet Rusya’ya gönderilen elçilik heyetinde başkatiplik olarak görevlendirildi. 1923 yılında Ankara’ya dönerek Ziraat Okulu’nda öğretim üyeliği ve Ziraat Enstitüsü Başkanlığı yaptı. 1932 yılında ise Tarım Başkanlığı Müsteşarlığı’nda bulundu. Çerkezce, Abhazca, Türkçe, Rusça, Fransızca ve Almanca biliyordu. 1941 yılında Ankara’da öldü.

Berzeg Sefer Bey
(1892-1920)

1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Kafkasya’dan göç eden bir Vubıh ailesine mensuptur.1892 yılında Düzce’de doğdu. Babası Mehmet Talustan Bey, Balkan Savaşı’na Kafkas göçmenlerinden kurulu bir gönüllü birliğinin başında katılmış ve Çatalca’da Bulgarlara karşı savaşırken ölmüştü. Sefere genç yaşında bu savaşa gönüllü olarak katıldı.
Birinci Dünya Savaşı’nda da askerliğini inzibat eri olarak yaptıktan sonra Mondros Mütarekesi’nden sonra Düzce’ye dönü. Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na mensuptu. Buna karşın, üçüncü Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin Kuvay-ı Milliyecilerin girişimiyle iktidardan düşürülmesinden sonra muhaliflerin Düzce ve Adapazarı yöresindeki Kafkas göçmenlerini Kuvay-ı Milliye ve İstanbul Hükümeti aleyhine örgütleme girişimlerine karşı çıktı. Ancak Damat Ferit Paşa’nın tekrar iktidara gelmesi ile İstanbul hükümetince Şeyhülislam fetvaları ile kışkırtılan Kafkas göçmenleri arasında Kuvay-ı Milliye’ye karşı silahlı eylemlerin de başlaması üzerine, halktan gelen bu harekete katılma zorunluluğunu duydu. Kişisel nüfusu ile Maan Koç Bey, Maan Ali Bey, Kesebiy Abdülvahab Bey gibi yöredeki Kafkas göçmenlerinin ileri gelen kişilerini bir araya getirerek Düzce’de geçici bir yöresel yönetim kurdu ve düzeni sağlamaya çalıştı. İstanbul ile Ankara’daki Kuvay-ı Milliyecilerin bazılarıyla ve Adapazarı’ndaki Karzeg Sait Bey ve arkadaşları ile ilişki kurdu. Ankar hükümetince yöreye gönderilen Rafet Bey (Bele), Pşevu Ethem Bey gibi Kuvay-ı Milliye Komutanları ile de görüşerek kardeş kavgasını önlemeye çalıştı.
4000 Çerkes atlısı ile Kuvay-ı Milliye’ye katılacağını bildirdi ve önerisi kabul edildi. Buna karşın yapılan antlaşmalara uygun olarak ve hiçbir direnme ile karşılaşmaksızın Düzce’ye gelen Pşevu Ethem Bey tarafından, arkadaşları ile birlikte 27 Mayıs 1920′de asılarak idam edildi.

Cemil Cahit Toydemir
(1883-1956)

Büyük Çerkes sürgününde Anadolu’ya göçeden Therhet adlı bir Vubıh ailesinden olan Mehmet Cahit Bey’in oğludur. 1883 yılında İstanbul’da doğdu. Harp Okulu’nu 1902′de bitirdi. Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı.1918 yılında Met Yusuf İzzet Paşa’nın emrinde tümen komutanı olarak anayurdu Kafkasya’yı kurtarmak ve bağımsız bir Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti kurmak için yapılan savaşlara katıldı.
Mondros Silah Bırakışması’ndan sonra Kafkasya’dan döndüğünde Aşharuva Rauf Bey’in yardımıyla 5 Kafkas Tümeni Komutanlığı’na atanarak Anadolu’ya geçti. İstanbul’daki Ali Rıza Paşa Hükümeti adına Karzeg Salih Paşa ve Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa, Aşharuva Rauf ve Kunduh Bekir Sami Bey’ler arasında yapılan “Amasya Görüşmeleri” Cemil Cahit Bey’in evinde ve onun sağladığı güvence altında cereyan etti. 21 Ocak 1922 de 10. Tümen Komutanlığı’na getirildi ve tümeniyle Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı başarıyla savaştı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da Tümen Komutanlıkları, Kolordu Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı(1939), Askeri Yargıtay Başkanlığı(1942), 1.Ordu Komutanlığı gibi görevlerinde bulunduktan sonra 1946 yılında Orgeneral rütbesinden emekliye ayrıldı. TBMM’nin yedinci döneminde İstanbul Milletvekili ve aynı dönemde Recep Peker kabilesinde Milli Savunma Bakanı olarak hizmet gördü.1956 yılında İstanbul’da öldü.

ALINTI

KUZEY KAFKASYA TARİHİ I

ORTAÇAĞDA K. KAFKASYA

Kuzey Kafkas halklarının oluşum süreci ilk çağınsona erdiği, orta çağın başladığı tarih kabul edilen M.S. 375 yılınakadar aşağı yukarı kabaca tamamlanmıştır. Farklı kökenlerden gelipfarklı isimler taşıyan topluluklar, yaşamın dayattığı, ortaklaşaüretim, trampe ederek tüketim, barınma ve dayanışarak korunma…süreçleri esnasında oluşturdukları ortak kültür etrafında sosyalleşerekbir konsolidasyona uğramıştır.


Bu tarihe kadar doğudan batıyaari ırktan göçler gerçekleşmişken; bu tarihten sonra yaklaşık 12. asrakadar sürecek olan Turani ırkların göç dalgası başlamıştır. Bu dalgaAvrupa’daki gelişmelere doğrudan tesir etmiş, bu göçmenlerin bir kısmıda Kuzey Kafkasya’ya girmiş ve yerleşmiştir.

Bu yüzyılda Kafkas kavimleriolan Kemirguay, Kabardey, Şapsığ, Natukhay, Jane, Abzakh, Bjeduğ, Ubıhve Abazaların ataları olan ilk kabileler, Azak Denizi’nin üstkısımları, doğusu ve Karadeniz boyunca aşağı doğru İngur nehrine kadar; içeride de Kuban Nehri ve daha doğuda Terek boylarına kadar olanbölgelere yayılmışlardı.

4. yy’da Kemirguay PrensiLavristen’in, Bizans İmparatoru ile kurduğu samimiyetin bir sonucuolarak Hristiyanlığı ve Bizans kültürünü Kafkasya’ya getirmesi notedilmesi gereken bir tarihtir.

 

HUNLARLARLA TEMAS
M.Ö.375 tarihinde Kafkasyasınırlarına dayanan Hunlar, Don ve Volga Nehri’nin aşağılarına inerekSarmatlar’ı kendine tabi kıldı.

M.Ö. 1. yy’da güneyden HazarDenizi boyunca Kuzey Kafkasya’ya geçmiş olan Fars kökenli Alanunsurları da yenen Hunlar, esir aldıklarını kendi ordusuna katarakAvrupa içlerine kadar götürürken; bir kısmını da tekrar güneye doğrugöç etmek zorunda bıraktı. Alanların Kuzey Kafkasya’da kalabilenbakiyeleri günümüzdeki Asetinler’in atalarıdır.
Hunların Kafkasya’da bundan başka bir aktiviteleri olmadı.

AVARLARLA TEMAS
Yine batıya giden Moğol kökenliAvarlar, 565 senesinde Volga nehrini geçerek bölgede hakimiyeti olanBizans İmparatoru Jüstinyen’den toprak ve vergi istedi. Bölgede kalanHun bakiyelerini yenip esir ettiklerini de Avar ordusuna dahil ettiler.Avarlar, Volga’dan Macaristan’a kadar olan bölgede büyük birimparatorluk kurdu.
Avarlar, Kafkasya’da Azak Denizçevresindeki Kemirguaylara baskı yaparak Taman Yarımadası ve Anapaçevresine çekilmeye mecbur bıraktı. Daha sonra da Abın nehrine kadarsürdü. Burada Prens Yınal komutasındaki Kabartay güçleri ile birleşenKemirguay güçleri önce yenildilerse de, daha sonra Avar Hanı Bakan’ıburada ağır bir yenilgiye uğrattılar. Bu zaferle şöhreti artan PrensYınal bu sayede bütün batı Kafkasya’yı kapsayan bir merkezi yönetimtesis etti.

 

HAZARLARLA TEMAS
8. yy’da Güneyden DerbentGeçidi üzerinden Kuzey Kafkasya’ya gelen Hazarlar yönetim merkezleriniTerek Nehri ağzında kurdu. Buradan, kuzeydeki ve güneydeki güçlerle pekçok çatışmalara giren Hazarlar, ilk zamanlar K. Kafkasya halkları iledayanışma içinde bulundu. Peşi sıra Avarları ortadan kaldırıp, Azakdenizinin doğusundan aşağıya doğru ilerleyerek Kuzey Kafkasyahalklarına hükümranlıklarını kabul ettirmeye çalıştı.
957 tarihinde Kuban Nehri’ninkuzeyinde Adigeler’le Hazarlar arasında meydana gelen savaşta Adıgelerbaşarı kazanmışsa da, Prens Aliğyiko Kanşaka esir düştü. Bir müddetsonra Adigeler Rus Devleti ile yaptıkları ittifak sonrası Azof kalesinesaldırıp Hazarları yenilgiye uğratarak Aliğyiko’yı da kurtardı.
Hazar Devleti, Peçeneklerin veRusların saldırıları sonucu 11. asırda sona ererken, Kafkasya için busefer Rus tehlikesi baş göstermeye başladı.

CENGİZ ORDULARI  VE KAFKASYA MÜTTEFİK KUVVETLERİ 
Bütün doğuyu işgal eden MoğolHanı Cengiz Han’ın Cebe ve Sabutay komutasındaki bir kısım kuvvetleri1222’de Güney Kafkasya’ya girdi. Bölgeyi yakıp yıktıktan sonra KafkasDağları’nın  kuzeyine geçtiler.
Bu tarihte Kuzey Kafkasya’dahenüz bir birlik görülmüyordu. Cengiz Han tehlikesinin ortayaçıkmasından sonra Kabartay Pşıları Apşokua ve Kadrışava’nın gayretiyleAdige, Çeçen, Asetin, Dağıstanlı ve Kıpçaklardan oluşan bir orduoluşturuldu. Halk, Cengiz ordularının zulmünden korunmak için dağlaraçıktı. Bilahare iki ordu Mezdog bölgesinde karşılaştı. Müttefik KuzeyKafkasya kuvvetleri Cebe ve Sabutay kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.Bunun üzerine Moğollar bir kısım ganimetler vererek Kıpçaklarıittifaktan koparıp kendi saflarına geçirdi. Moğollar bu yeni destekleüzerine saldırdıkları Kuzey Kafkasya müttefik kuvvetlerini yenilgiyeuğrattı. Pşı Abşuoka, Pşı Kadrışava, Pşı Kelemet gibi komutanlaröldürüldü. Baksan civarına çekilen ordunun son bakiyeleri Pşı Glakhitenkomutasında kalmıştı. Cengiz orduları zafer sarhoşluğu yaşarken, Kubanbölgesinde bulunan Pşı Şevloh komutasındaki diğer ordu imdada yetişip,kalan müttefik askerlerini de yanına alarak düşmana ani bir baskınyaptı. Müttefik kuvvetleri gafil avlanan düşman ordusunu kırıp geçirdive Kafkasya’yı terke mecbur etti. Cebe ve Sabutay ise Güney Rusya’dakısa bir süre oyalandıktan sonra 1223’te Volga nehrini geçerek Asya’yageri döndü.
Cengiz Orduları 1226 da Batukomutasında Volga nehrini geçerek geri geldi ve Güney Rusya’ya girerekKarpatlara kadar olan bölgeyi ele geçirdi. Volga nehri kenarındaSaray’ı merkez alarak ve bölgedeki Türk unsurları da içine katarakAltınordu Devleti’ni kurdu. Ardından bölgedeki Rus Hanlıklarınıkontrolüne aldı.
1277’de Altınordu HanıMengühan, beraberinde Rus kinyazları da olduğu halde Kafkasya’yataarruz etti ve kanlı çatışmalar sonrasında Terek çevresine hakim oldu.

TİMURLENK ORDULARI 

1388’de Asyadan gelip Hazar Denizi kuzeyinden Altınordu devleti üzerine yürüyen Timur, Altınordu Hanı Toktamış’ı mağlup etti.
Timur 1396’da bu sefer degüneyden gelerek bir kez daha Altınordu üzerine yürüdü. AltınorduDevleti Kafkasyalılarla ittifak yaparak, Timur ordularını Tetertopcivarında karşıladı. Bu çatışmalarda Kafkasyalılar telafisi zor yaralaralmıştır.
Bu çatışmaların ardından Kuzeyeyürüyen Timur İkinci defa Altınordu devletini ağır bir yenilgiyeuğrattı. Altınordu Astrahan’a çekilirken, Kırım ve Kazan Hanlıklarıistiklallerini ilan etti.
Bu fırsattan istifade eden Kafkasyalılar Altınordu’nun işgal ettiği Terek Havzasını geri aldı.
Timur da Kafkasya’da fazla durmayarak seferlerine devam etti.

 

RUSLAR TARİH SAHNESİNDE
Orta Asya’dan başlayan kavimlergöçü hep Hazar’ın ve Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya doğru olmuştur.Göçmenler bu güzergahta önlerine çıkan kavimleri yararak kuzeye vegüneye doğru yayarken, bir kısmını da içlerine alarak Avrupa’ya doğrusürüklüyordu. Bu geçişler esnasında Slav kavimleri de aynı şekilde üçyöne dağıldı.
864’de Kuzey Slavları Novgorotmerkez olmak üzere devletleştiler. Devlet Merkezi 905’te Kiyef’etaşındı. Bu tarihten sonra Güney’e yönelerek Bizansa ve Hazar Deniziüzerinden Bakü çevresine akınlar yaptı (943).
954-973 yılları arasında Tumatarakan(Taman) yarımadasına girip burada Adigelerle savaştılar.
Kiyef’in ayakaltı konumu,Rusları daha aşağılara inmeye sevk ediyordu. Güneydeki Ruslar Volganehri başını kendilerine merkez yaptı. Böylece Dinyeper bölgesindeKiyef Prensliği; Volga havzasında Suzdal Prensliği isminde iki yönetimmerkezi vücuda geldi. Bu iki Prensliğin çatışmalarının ardından 1169’daKiyef tasfiye olurken, hakimiyet Volga’ya kaydı.
1147 tarihinde Moskovakurulmuştu. Kısa sürede prensliğe dönüşen Moskova gücünü artırdı ve1341’de diğer Rus prenslikleri üzerinde de hakimiyet kurdu.
1452-1505 yılları arasındayaşayan III. İvan ayrı olan bu prenslikleri birleştirerek BüyükRusya’ya hitap eden ilk imparator oldu. III. İvan Rusları, bir taraftanTimur’un dağıttığı Altınordu tabiiyetinden çıkarırken, diğer taraftanKazan Hanlığını kontrolü altına aldı ve Kırımla ittifak anlaşmasıimzaladı.
IV. İvan (Grozni) zamanında (1533-1584) ise 1552’de Kazan, 1556’da Astrahan ortadan kaldırıldı. Böylece Kuzey Kafkasya, Kuzeyde Rus Çarlığıyla, K.Batıda ise Kırım Hanlığıyla yüz yüze kalmış oldu.
RUSLARLA İLK TEMAS
Kafkasya ile ilk fiili temasıkuran İvan Grozni, Prens Temirko’nun kızı Pranses Mari ile evlenerekakrabalık tesis etti. Bunun üzerine 1567’de taraflar arasında yardımesasına dayanan bir dostluk anlaşması imzalandı. Kafkasyalıları budostluğa mecbur eden etken, Kırımlıların Kafkasya’ya karşı olansaldırgan tutumuydu. Bu ilişkinin bir sonucu olarak Slav Kazaklarıgruplar halinde Kafkasya’ya yerleşmeye başladı. Terek bölgesindekiTarki’de, Rusya, İran ve Kafkasya arasında kullanılan bir ticaretbölgesi oluşturuldu. İzlediği siyasetle Kafkasya’yı Rus girdabına çekenİvan Grozni 1587’de ölünce, varisleri arasında taht kavgası başladı.Kavgayı kazanan Romanov hanedanı 1615 yılında devleti kontrol altınaaldı.

 

TARKİ MUHAREBESİ
Bir müddet sonra Ruslar, İvanGrozni’nin sağlığında karşılıklı anlaşma ile bir ticaret merkezi halinegetirilen Tarki’ye sahip çıkmak için Hazar Denizi kıyısına askergönderdi. Bu oldubittiden rahatsız olan Kafkasyalılar Rusları bölgedenuzaklaştırma kararı aldı. Dağıstan ve Kabartay kuvvetlerinin iştirakettiği 1595 tarihindeki baskında, Tarki’deki Rus kuvvetleri tamamenimha edildi.
Ardından Rus Çarı BorisGodunof’un, Gürcistan’ın talebi üzerine gönderdiği askeri birlikler deDağıstan’dan geçerken gerçekleştirilen ani bir saldırı ile dağlılarınkılıçları altında yok oldu.

ŞETKALE VE TEREK SAVAŞLARI
1604 te Ruslar iki koldan taarruza geçti: Doğuda Kizlar istikametine; batıda Şetkale (Stavropol) istikametine…
Doğudaki güçler Terek’ingüneyinde Dağıstan kuvvetlerince karşılanıp durduruldu. Kabartaykuvvetlerince de kuzeyden çevrilen Rusların tamamı imha edildi.
Rus ordusunun batıya inen  koluda Şetkale’nin doğusunda Kuban kuvvetlerince durdurulunca, Ruslarınistila  girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış oldu.
Bu tarihten sonra kendi içmeseleleriyle uğraşa giren Ruslarla Kafkasyalılar arasında uzun süresavaş olmamıştır. Sadece, Kafkasya bölgesine yerleşmeye çalışanKazaklarla alt düzeyde küçük çatışmalar olmuştur.

 

İSTİKRARIN MİMARI BİLGE: KAZANUKO JEBAĞI 
Bu dönemde Kabartay bölgesindefikirleriyle toplumu etkileyen Kazanuko Jabağı isminde bir bilge kişitezahür etti. Ruslarca Kafkasya’nın Solon’u olarak tanımlanan JabağıKafkasyalılar arasında yasa hükmünde olan şhabze’yi yeniledi. Bununlabirlikte bir de ideal bir devlet reisi yetiştirdi: Kaytoka Aslan Beg.
Aslan Beg daha 22 yaşında ikenbir devlet adamında olması gereken bütün üstün vasıflarla donanmıştı.Nihayet günü geldiğinde milleti toplayan Jabağı, Aslan Beg’i devletbaşkanlığına seçtirdi. Aslan Beg ilk olarak “İki deniz arasında bir devlet olur dedi”ve bu paralelde çalışmalarına başladı. Bu dönemde Kafkasya’yı kuvvetlive birlik içinde gören 1. Petro, 1707’de Arslan Beg ile saldırmazlıkanlaşması imzaladı.
Jabağı çok yaşamadı 1722’deöldü. Arslan Beg de Jabağı’nın ortaya koyduğu esaslar çerçevesindeçalışarak, özellikle Dağıstan hanlarının Ruslarla irtibat kurmamasıiçin ülkenin diğer bölümleriyle bağlarını artıracak çalışmalar yaptı.
Ancak beş yıl sonra Arslan Beg de vefat edince birlik sarsıldı.

BU DÖNEMDE DAĞISTAN’DA DURUM
Bu dönemlerde Doğuda veDağıstan’da Arapların kurduğu beylikler vardı. O zamanki valiler vereisler memlekette bir çeşit aristokrat sınıfı teşkil ediyordu.Bunların soyca Arap olanları da bulunuyordu, fakat yerli halk arasındaartık erimişlerdi. Gerek batıda ve gerek doğuda hakim olan anarşik,baskıcı rejim hiç olmazsa iyi organize edilebilmiş olsaydı…
Doğudaki baskı daha açıktı, hertarafta genel bir kanun halini almış olan ”örf ve adetle” işgörülüyordu. Dağıstan’daki küçük hanlıkların her biri doğudespotizminin bir örneği idi. Dağıstan’ın yayla ve ova kısmına TarkoŞamhalı hakim bulunuyordu. Dağlarda ise pek çok köy ve kasababağımsızlıklarını muhafaza ediyor, eskiden beri tabi olduklarıdemokratik bir idare altında yaşıyorlardı. Bütün otorite ihtiyarmeclislerine aitti, bunları birleştirecek bir lider ise henüzçıkmamıştı. Çünkü tehlike birleşmeye mecbur edecek kadar büyümemişti.

PETRO’NUN FAALİYETLERİ
Ruslar 1699 Karlofçaanlaşmasıyla Azak Denizi’ni ele geçirerek Kafkasya’nın kuzeyineyerleşti. Bununla yetinmeyip Azak Denizi’nin doğusundan aşağıyasarkarak Kuban’a doğru yürüdü. Can nehri kenarında savunma hattı kuranKırım-Kafkas kuvvetleri Rusları yendiyse de, Azak Kalesi’nden atamadı.Ruslar ancak 1711’de Prut yenilgisinin ardından Azak Kalesi’ndençıkartılabildi.
27 Temmuz 1722’de Ruskuvvetleri, bugünkü adı Mahaçkale olan Agrahan’ı işgal etti. ŞamhalAdil Giray teslim oldu. 27 Temmuz’da da Derbent işgal edildi.
Şirvan üzerine yürüdüklerindeOsmanlı kuvvetleri yardıma gelince Ruslar Bakü’de durmak zorunda kaldı.1724 yılında Osmanlı ve Ruslar arasında yapılan anlaşma ile Şirvanmemleketinin Bakü dahil yukarıdaki bütün toprakları Ruslara verildi.
Çar Petro 1725’de öldü.Dağıstanlılar Rusları kuzeyden sararak Rusya’yla irtibatını kesti.Nadir Şah da Osmanlı ile ittifak yapınca zor durumda kalan Ruslar işgalettikleri yerleri boşaltarak 1735 yılında geri çekilmek zorunda kaldı.

KIRIM VE İRAN SALDIRILARI
Şirvan Hanının isteği üzerine,Kırım Han’ı, Kafkasya’nın step bölgelerinde yerleşik  Kazak ve Rusaskerlerini temizlemek için kendi başına bir operasyona başladı. Bununüzerine Nadirşah da Şirvan üzerine saldırdı. Şah, Osmanlı- Şirvan veKırımlılardan oluşan müttefik kuvvetlerini mağlup ederek Şirvantopraklarını eline geçirdi. Şah, Dağıstan’a çekilen Şirvan Şahı SurhayHan’ın peşine düşerek takip etti. Dağıstanlıların korumasına girenŞirvanlılar ve Kırımlılar, Kuzey Batı istikametinde geri çekilmeyebaşladı. Fakat geri çekilme esnasında Kırımlılar sebepsiz yereÇeçenlerin üzerine saldırdı. Çeçenlerin de karşılık vermesi üzerinebüyüyen savaşta Kırımlılar tam bir hezimete uğradı.

ORTA KAFKASYA’YA RUS SALDIRILARI (1737)
Petro’nun yerine geçen Annaİvanova 1737’de komutanı Prens Hamburski’yi Kizlar’a gönderdi. OrtaKafkasya’dan yol almaya çalışan Hamburski, Çeçen ve Kabartaylar’ınkarşı taarruzuyla ciddi bir yenilgiye uğratıldı.

GÜNEYDEN İRAN SALDIRILARI (1742)
Osmanlı-Rus anlaşmasıyla ŞirvanHanlığı’na ait Bakü, Derbent ve Hazar kıyısının Ruslara bırakılmasınıNadir Şah kendisi için tehdit olarak gördü. 1742’de Nadir Şah Şirvanülkesinin kendisine bırakılmasını istedi. Kabul edilmeyince de süratlehareket ederek Derbent, Gazikumuk ve Çohu’yu ele geçirdi, Surhay Han’ıesir etti. Bunun üzerine Kuban bölgesi haricindeki Kafkas kuvvetleritoplanarak karşı taarruza geçti ve Nadir Şahı büyük bir yenilgiyeuğrattı.
Bu dönem sonunda Kafkasyalılardüşmana kendilerini göstermişti. Bu arada Batı Kafkasya’da büyük birkitle İslam dinine girmişti. Böylece Ruslarla bir de din farkıoluşmuştu. Ruslar Azak denizinin kuzeyinden Tarki’ye uzanan hattıkontrollerine alarak, Kafkasya’nın kuzeyini tamamen kontrolleri altındatutar olmuştu.
1794 Belgrad muahedesiyle Ruslar Kırım’ı tahliye ile Azak Kalesi’ni askerden arındırmış, Kafkasya’nın istiklalini de tanımıştı.

LGEYE KOZAK İSKANI
Haziran 1762’de tahta II.Katerina çıktı. İlk evvel Dinyeper kıyısındaki büyük miktardaki ZaparojKozakları Kafkasya bölgesine iskan edildi. Mezdog’a kadar olan bölge 6kale ile takviye edildi. Büyük Katerina’nın başa gelmesinden sonra 1763yılında patlayan savaş bütün Terek Havzasında 14 sene devam etti.Hükümet merkezi Kizlar’dan kalktı, Terek Kozakları bu nehrinaşağısındaki eski yurtlarına döndüler. 450 Kazak ailesi Sulaknehrinin üzerine yerleştirildi. Kabardey’in ikinci derecedekireislerinden Kutçakin Ortodoks olmuştu. Mezdog’da bir istihkam yapıldı.Bu kale Kutçakin’in emrindeki 50 ailenin muhafazasına verildi. Kaledebir Ortodoks kilisesi de vardı ve çok kuvvetli bir ileri karakolvazifesi görecekti. Aynı zamanda Asetin kabileleri arasınaHıristiyanlığı yaymak için misyonerler gönderildi.
Ruslar Mezdog bölgesine yerleşmekle Kafkasya’nın doğusuyla batısını birbirinden ayırmış oluyorlardı.

 

KÜÇÜK KAYNARCA ANLAŞMASI
1769’da Osmanlı Rus harbibaşladı. 1774’de Osmanlılar Tsemez’e asker çıkarttıysa da  yenildi.Ruslar Taman yarımadasını ve Tsemez’i işgal etti. Bu gelişmelerdensonra Çeçen ve Kabartaylardan oluşan Kafkas kuvvetleri Kizlar ve Mezdogbölgesine; Kuban bölgesindeki Adige kuvvetleri de TamanYarımadası’ndaki Rus kuvvetlerine saldırıya başladı. Bu saldırılarnetice verdi ve Rus kuvvetleri Don mıntıkasına çekilmek zorunda kaldı.
Fakat, Ruslarla-Osmanlılararasında imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasında, anlaşma maddesininöznesi olan Kafkasyalılar muhatap bile alınmadan haklarında kararlaralındı. Buna göre, Osmanlı Belgrad anlaşmasıyla tanıdığı Kafkasya’nınistiklalini artık tanımaktan vazgeçiyor, Kafkasya’nın batı kısımlarınıRusya’ya bırakıyor ve Azak Denizi’nin Rusya’nın malı olmasını kabulediyordu.
Ruslar harbin son bulmasınınardından topladıkları kuvvetlerle tekrar saldırıya geçti ve Tamanyarımadası ile Kizlar mevkiini 1776 yılında tekrar ele geçirdi.
Aynı yıl İmparator Naibi olarakKafkasya’ya atanan General Potemkin, Kırım ve Gürcistan’ı Rusya’yabağladı. Terek ve Kuban mevkiinde yeni cepheler oluşturdu. BöyleceKafkasya’nın kuzeyinde tam bir kuşatma oluşturulmuş oldu. Ayrıca LeçiKazakları
Kuban cephesinde istihdam edilmeye başlandı.
1779’da Batı Kafkasya’da 14 binkişilik atlı kuvvet hazırlayan Kafkasyalılar Kuban bölgesindeki Rusaskerlerine ani bir saldırı düzenledi. İki gün içinde ciddi zaferkazanarak işgal edilen yerler ele geçirdi ise de Terek cephesindengelen Rus kuvvetleri durumu tersine çevirdi.
Bu taarruzlarla Kafkasyalılar,Kaynarca antlaşmasının fiili bir kıymeti olmadığını ve mücadeleyedevamda kararlı olduklarını göstermiş oldu.

FERAH ALİ PAŞA’NIN GELİŞİ
Kırım’ı kaybeden OsmanlıDevleti Ruslara ikram ettiği Kafkasya’ya yardım etmek zorunda olduğunuanlamıştı. Kafkasya’da iki zümre teşkil etmişti: NatukayPrensi Zanıko Muhammed Geri’in yanında yer alan grup Osmanlınınyardımını isterken; Kalabatukolarla birlikte olan grup ise Ruslarınşiddetini celb edeceği gerekçesiyle buna karşı çıkıyordu. ZanıkoMuhammed Geri, Bab-ı Ali ile bir ahitname imzalamış ve bunun ardından1779’da Ferah Ali Paşa heyeti Kafkasya’ya gönderilmişti. Ferah Ali Paşabir üs vazifesi görecek Anapa Kalesi’ni imar ile Soğucak ve Tsemezyerleşim birimlerini oluşturdu. Tarikat mensubu olan Ferah Ali Paşabölgenin İslamlaşmasına da önemli katkılarda bulundu.

KIRIM’IN İLHAKI
1783’de Potemkin Kırım’ı, TamanYarımadası’nı ve Kuban’ın kuzey bölgesini işgal ve ilhak etti. Budurumu bir beyanname ile ilan edilen bu emr-i vaki Osmanlılartarafından zaruri olarak kabul ve tasdik edildi.
Taman’ın alınmasıyla Kerçboğazı tamamen kotrol altına alınırken, Kırım’ın alınmasıyla Kafkasyadenizden de tehdit altına girmiş oluyordu.

GÜRCİSTAN’IN RUS HİMAYESİNE GİRMESİ
Hıristiyan bir ülke olanGürcistan, Osmanlı ve İran Devletlerinin mücadele alanı olmuştu. Rusyabu durumdan istifade ederek bu ülkeye yakınlaştı. Gürcistan Kralı II.İrakli Haziran 1783’te Rusya’dan himaye istedi. Gürcistan’ın bu talebiderhal yerine getirildi.
Gürcistan’ın ele geçirilmesiyle Kafkasya Güneyden de çevrilmiş oluyordu.
Rusların Kafkasyalılara,Gürcistan’la bağlantı kurmak için yol yapmalarına izin verilmesiteklifi, toplanan Milli Meclisce reddedildi. Rusların birliği bozmakiçin Çerkes beylerini ayartma girişimi de sonuçsuz kaldı.

RUS TAARRUZLARI
Ruslar 1783 yılı ilkbaharındabüyük kuvvetlerle taarruza başladı. Hedeflerinde Orta Kafkasya vardı.Maksatları Kafkasya’nın doğusu ile batısını birbirinden ayırmaktı.General Slotilof komutasındaki kuvvetler Çeçen mıntıkasının batıkısımlarını; Potemkin ise Kabartay bölgesini baskı altında tutuyordu.Çeçenler Terek bölgesini tahliye edip Sunja bölgesine çekildi.Dağıstanlılar ise Güney cephesini açmak üzere Gürcistan’a taarruzetmiş, Alazan bölgesini ele geçirmişti.

MÜRİDİZM
Rus baskıları artınca birlikfikirleri de kuvvetlenmeye başladı. Bu çalışmanın başını da tarikatlerçekiyor, direniş ruhunu ateşleyerek canlı tutuyordu. Kafkasya’dakitarikatler sadece zikr ve murakabe ile meşgul tarikatlere benzemiyordu.Doğrudan mücadele tarikatlarıydı. Şeyh komutan, müridler de savaşçıgrubu vaziyetindeydi. Halkı doğrudan mücadeleye sevk ve teşvikediyordu. Bu dini heyecan, bu tarihe kadar tam teessüs edememiş olansiyasi birlik için de çok müsait bir zemin teşkil ediyordu. Bunun içinbiraz zamana ihtiyaç vardı fakat düşman bu zaman ve fırsatı hiçbirzaman vermedi.
Tarikatlar Çeçenistan’da çabukkökleşirken Dağıstan’da böyle olmadı. Dağıstan’da hanlık otoritelerivardı. Tarikat yapılanması ise bu hanlık otoritesini zayıflattığı içinhanlar karşı çıkıyordu. Bu yüzden hanlar ile mücadele etmekgerekiyordu. Çeçenistan’da ise bu gibi otoritelerin olamasının birneticesidir ki dini ve milli bir kahraman zuhur etti. Hatip vemütefekkir bir vatansever olan Şeyh Mansur halkın başına geçerekmücadele meydanına indi.

İMAM ŞEYH MANSUR
Ruslar Kafkasyalılarınhazırlanmakta olduklarını anlamışlardı. 1785’de doğuda bir süvari alayıile topçu müfrezesini ileri sürdüler. Rus kuvvetleri Aldi Köyü’ne kadarindi. Burada Kabartay kuvvetleri sağdan, Çeçen kuvvetleri ise soldan vearkadan hücum ederek Rus birliğini son neferine kadar imha edip 6 adettopa el koydu.
İmam Mansur Ruslarınşaşkınlığını fırsat bilerek 15 bin kişilik Kafkas kuvvetleriyle busefer Terek cephesinden taarruza geçti. Bu taarruza mukavemet edemeyenRuslar Maniç Gölü’nün arkasına kadar çekildi. Kizlar ve Mezdog hattı daKafkas kuvvetlerinin eline geçti.
Bu yenilgilere cevap vermekisteyen Ruslar 30 Ekim 1785’de General Tükelli komutasındakikuvvetlerle Mezdog yönüne taarruza geçti. Mansur’un kumandasında Kafkaskuvvetleriyle Tetertop mevkiinde çok kanlı bir savaş başladı. Avar veÇeçenler büyük zayiat verdi. Bu arada Ruslar ayrı bir koldan dahaÇeçenistan’a sarkmaya başlamışlardı. Gerek fazla zayiat vermeleri,gerekse de sarkan Rus kuvvetlerini karşılamak niyetiyle Kafkasyalılaryavaş yavaş savaş meydanını terk ederek çekilmeğe mecbur kaldı.
Ruslar Mezdog mıntıkasını elegeçirmeye muvaffak oldu fakat Çeçenistan’a ve Daryal geçidine ulaşmayıbaşaramadı. Bu arada Kabartaylar Ruslarla barış yaptı.
İmam Mansur önce Anapa’ya,sonra Karadeniz sahilindeki Çerkesler arasına çekildi. Kubankıyılarından kuzeye saldırılarını hiç ara vermeden buradan sürdürdü.
Mezdog’un işgali ciddi birtehdit oluşturuyordu. Osmanlılar ile Ruslar arasında da gerginlikartıyordu. Bunu gören Kafkasyalılar düşmana fırsat vermemek için erkensaldırı kararı aldı. Düzenlenen harekatla Ruslar, KabartaydaAleksandrovski ve Novosirtava mevkileri, Kuban bölgesinde de Meya Nehrigerisine atıldı. Bu saldırılarla düşman Karadeniz kıyılarındanuzaklaştırılmış oluyordu.
1786’da cereyan edenmuharebeler neticesinde Ruslar olumsuz bir pozisyona düştü. Ruslarkarşısındaki Osmanlı-Kafkas cephesini, özellikle Kubanbölgesini kendisi için ciddi bir tehdit olarak görüyordu. 18. asrınsonuna kadar Kafkas-Rus mücadeleleri bu mıntıkada cereyan etti. 1787’deRuslar büyük bir taarruza karar verdi ve 3 koldan Kuban’a saldırdı.Jilehoy’da büyük bir meydan savaşı oldu. Rusların Rebinder ve Palakintarafından yönetilen kolları yenilerek geri çekilmeye mecbur edildi. FakatGeneral Radyef’in kuvvetlerinin yetişmesiyle denge Ruslar lehinedönmeye başladı. Ağır zayiat veren Kafkasyalılar 20 km batıya çekilerekyeni bir cephe oluşturdu, fakat ağır zayiat vermiş olan Rus kuvvetleride bu yeni cepheye saldırmaya cesaret edemedi. Birkaç yıl sonra 10 binkişilik taze kuvvetle takviye edilen Rus birlikleri 22/Eylül/1789’dataarruza geçti. Kanlı bir savaşın ardından Kafkas kuvvetleri Anapaistikametine çekilirken; Ruslar da aldıkları ağır zayiat sonrasındatakibi bırakmış olsa da, Kafkasya’nın içlerine kadar girmiş oldu.
Bu olayın peşinden Anapakalesine yaptıkları taarruzlarda başarılı olamayan Albay Tükellikomutasındaki Rus kuvvetleri büyük bir zayiat vererek geri çekilmekzorunda kaldı.
Ruslar 1789’da Bibekofkomutasında bir kez daha taarruza geçtiyse de başarılı olamamış,savaşçıların bir kısmı ölmüş, bir kısmı esir alınmış, bir kısmı dakomutanlarına isyan ederek perişan halde kaçıp gitmiştir.

BATTAL PAŞA’NIN İHANETİ
Kafkasyalılar,Osmanlıdan istediği desteği bir türlü alamıyordu. Dağlılara pek çokvaade bulunuluyor fakat bir şey yapılmıyordu. Nitekim Ferah AliPaşa’nın ayrılmasından sonra yerine tayin olunan Battal Hüseyin PaşaTrabzon’da oyalanıyor, vazifesinin başına gitmekte gecikiyordu. 1789senesi gelmiş ve henüz tahta çıkmış olan III. Selim hemen vazifesibaşına gitmezse Battal Paşa’yı idam edeceğini bildirdi. Bunun üzerineBattal Paşa birkaç yüz kişi ve 2000 ücretli askerle Tsemez’den karayaçıkıp Anapa’ya girdi.
Bu sırada Bibekof’un kaleyeyaptığı kuşatma, içerdekilerin mukavemeti ve dışarıda Kafkasyalılarınyaptıkları saldırılarla bozguna uğratıldı. Bu başarı Kafkasya’da büyükbir sevince sebep oldu.
Anapa’da önemli bir kuvvet toplanmıştı. Fakat Battal Paşa adı gibi pek battal bir adamdı, bir türlü harekete geçmiyordu.
1790’da Kaptanı Derya AmiralGazi Hasan Paşa yüzden fazla gemiyle Anapa önüne gelince ve berabergetirdiği Mahmud Haseki’nin “hemen hareket etmediği takdirde BattalPaşayı idama görevli” olduğunu duyunca yola çıktı.  . Kafkasya’nın doğubölgesinde Terek kenarındaki Gumkale hedef seçilmişti. Yola çıkıldı, 12saatlik yol 63 saatte gidildi. Battal Paşa Kuban nehrini geçincebirliği durdurdu ve işte padişahın emri yerine geldi diyerek ileriyegitmeyeceğini söyledi. Halbuki doğuda dağlara çadır kurmuş binlercedağlı onun birliklerini bekliyordu. Şeyh Mansur da aynı şekilde bölgedehazırlanmış Battal Paşa’yı bekliyordu. Fakat Battal Paşa hazineyideyanına alarak aniden Ruslara sığındı. Ordu başsız kaldı. Çerkeslerbaşsız kalan Türkleri himaye etti. Rus saldırılarında epey zayiatauğransa da Anapa Kalesi’ne geri dönüldü.
O kadar emekle ve hayalle hazırlanan askeri harekat Battal Paşa’nın ihanetine kurban gitmişti.
Bu olay sonrası Kafkasyalıların Osmanlıdan ümidi iyice kesildi.

ANAPA MUHAREBESİ
Kalenin yeni muhafızı Sarı Abdullah Paşa da önceki gibi Trabzondan ayrılıp görevinin başına gelmiyordu. 1791 Temmuzundaz başlattı. İmam Mansur ve savaşçıları da kaledeydi.Kanlı bir savaş oldu. 14 gün 14 gece süren savaşta Ruslar 93 subay ve 4bin askerini yitirirken, Kafkasyalılar da çok zayiat vererek savunma vetaarruz güçlerini iyice kaybetmişti. 15.nci gece kalenin Derviş Tepesimevkkindeki Trabzon askerini gafil avlayan Ruslar buradan içerigirdiler. Kanlı bir boğuşma sonrasında büyük vatansever Şeyh MansurRuslara esir düştü. Ruslar buna kaleyi ele geçirmekten daha çoksevindi. İmam Şeyh Mansur bilahare hapsedildiği ŞilizelburgKalesi’ndeki hapishanede işkence ve kötü şartlar altında hayatınıkaybetti.
O gün zayi edilen imkanlarabakıldığında, eğer Osmanlı Ordusu düzenli olsaydı, başında dirayetli venamuslu komutanlar olsaydı, Kafkasyalılara gereken önem verilseydi,Rusların Don ve Volga arasındaki yerlerden Kuzeye sürülmelerinin iştenbile olmadığı görülecektir. Anapa’nın kaybedilmesi ve dolayısıyla İmamMansur’un esir düşmesi de Baddeley’in “nezaketle” söylediği gibi, ”Osmanlıların gösterdiği kayıtsızlık ve dikkatsizlik yüzünden” olmuştu.

YAŞ ANTLAŞMASI
10 Ocak 1792 tarihinde, OsmanlıDevletiyle Rusya arasında Yaş Barış Antlaşması imzalandı. Tamamı on üçmadde olan bu antlaşmaya göre, Kırım ile Taman’ın ilhakı ve KubanNehrinin hudut  tayini hakkındaki antlaşmalar yine eskisi gibikalıyordu.
Yaş Muahedesi ile Kafkasya’nınistiklali teyid ve Rusların Gürcistan’ı terki temin ediliyordu. Ruslarbu anlaşmayı imzalamakla hem zaman kazanmaya çalışıyor; hem deOsmanlıyı bu vesile ile Kafkasya’dan uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.
Fakat Kafkasyalılar pes etmedi.Haberciler çıkartılarak bütün Kafkas kabileleri seferberliğe davetedildi. Davete bütün feodal beyler icabet etti.
Anapa’yla birlikte Tsemez’i deele geçirmiş olan Ruslar Adige saldırılarının yeniden yoğunlaşmasıylaAnapa’ya çekilmek zorunda kaldı.

%d blogcu bunu beğendi: