DANDANAKAN SAVAŞI

Oğuz Türklerinin Kınık boyundan olan Selçuk Bey tarafından 960 yılında Cend şehrinde kurulan Selçuklu Beyliği, Selçuk Bey’in oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler döneminde oldukça genişlemiştir. Önderleri Tuğrul Bey ve iyi bir komutan olan kardeşi Çağrı Bey yönetiminde günden güne kuvvetlenen Selçuklu Türkleri, yaşadıkları bölgede hakimiyetlerini ilan etmişlerdir.

Tuğrul Bey

Selçuklular, 1035 yılında Ceyhun Nehri’ni geçerek Gaznelilerin elinde bulunan Horasan’a izinsiz girmişlerdir. Bölgedeki bir kısım Türkmenin de katılmasıyla güçlenen Selçuklular, Merv ve Nesa şehirlerine kadar ulaşmışlardır. Bundan sonra Gazne Sultanı Mesud’a bir mektup gönderen Tuğrul ve Çağrı Beyler; orduya asker verme, sınır bekçiliği yapma ve vergi ödeme gibi yükümlülüklere karşılık Merv, Nesa ve Ferava’da oturma izni verilmesini istemişlerdir. Bu isteği kuşkuyla karşılayan Sultan Mesud, Selçuklular üzerine hemen bir ordu göndermiştir. Tuğrul ve Çağrı Beyler, Nesa civarında Gazneli ordusunu büyük bir yenilgiye uğratmışlardır (1035).

Bu zafer, Horasan’ın kapılarını Selçuklulara açmıştır. Nesa’daki başarı üzerine Sultan Mesud, Selçuklulara istedikleri üç vilayeti vermiştir. Aldıkları üç vilayetle yetinmeyen Selçuklular, çevre vilayetlere taşmaya başlamışlardır. Selçuklular, Sultan Mesud’dan üç vilayet daha istemişlerdir. Bu isteğe de şiddetle karşı çıkan Sultan Mesud, bir ordu daha göndermiştir. Çağrı Bey komutasındaki Selçuklu ordusu Gaznelileri Serahs’ta büyük bir bozguna uğratmıştır (1038).

Gazneliler Devleti Bayrağı

Büyük Selçuklu Devleti Bayrağı

Selçuklular kazandıkları bu zaferden sonra hemen kurultayı toplayarak Tuğrul Bey’i hükümdar seçmişler ve Nişabur’da adına hutbe okutmuşlardır. Bu, bağımsızlığın ilanı demektir. Kurultayda yeni bir teşkilatlanma yapılmıştır. Tuğrul Bey, devletin mutlak ve tek hâkimi hâline gelirken Çağrı Bey Merv’in, Musa Yabgu da Serahs’ın idaresini eline almıştır.

Sultan Mesud, Selçuklular üzerine gönderdiği iki ordunun da yenilmesi üzerine, bizzat kendisi bir ordu hazırlayarak Selçuklulara karşı harekete geçmiştir. Gazneli ordusu, 70.000 süvari ve 30.000 piyadeden oluşan döneminin en kuvvetli ve teçhizatlı ordusudur.

Sultan Mesud, 16 Ocak 1040 tarihinde Nişabur şehrine girmiştir. Ancak tahribata uğrayan Nişabur’da yiyecek sıkıntısı çekilmesi üzerine çevre vilayetlerden erzak getirten Sultan Mesud, Selçuklu topraklarında ilerlemeye başlamıştır. Yine de erzak bulamayan Sultan Mesud, Merv şehrine yürümeye karar vermiştir. Gazneli ordusu yürüyüş sırasında Selçuklu ordusunun vurkaçları ile yıpranmış, su ve yiyecek kaynakları da Selçuklu askerleri tarafından kesilmiştir.

Dandanakan Savaşı’nı Gösteren Bir Minyatür

Uzun süre Gazneli ordusunu yıpratan ve yoran Selçuklular, sonuçta Merv şehri yakınlarında Dandanakan Kalesi önünde savaşı kabul etmişlerdir.

Gazneli ordusu Dandanakan Kalesi’ne yürürken Selçuklu ordusu hücuma geçmiştir. Gazneli ordusu bu hücuma rağmen öğleye doğru kaleye ulaşabilmiştir. Sultan Mesud, kalede konaklama fikrini kabul etmemiş ve ordusunun su sıkıntısını giderebilmek için daha ilerideki su kuyularına gidilmesini emretmiştir. Bu sırada Selçuklu baskınları daha da şiddetlenmiş ve Gazneli ordusunun disiplini bozulmuştur. Susuzluk, yorgunluk, açlık ve fikir ayrılıkları içinde bitkin bir hâlde bulunan Gazneliler, Çağrı Bey’in saldırıları ve bu esnada 370 Türk kölesinin Selçuklulara iltihakı ile bozguna uğramıştır.

Savaş sonunda Gazneli hazinesi ve ordugâhı Selçukluların eline geçmiştir (23 Mayıs 1040). Sultan Mesud, bazı birlikleriyle Hindistan’a doğru çekilirken kendi adamları tarafından öldürülmüştür (Ocak 1041). Bölgenin en güçlü devletine büyük bir darbe indiren Selçuklular, Dandanakan Zaferi ile Büyük Selçuklu Devletini kurmuşlardır.

TATUNG-FU SAVASI (MÖ.201)

Mete (Mao-tun) döneminde gerçekleşen Tatung-fu Savaşı, Türk askerlik ve strateji dehasının en önemli örneklerindendir. Babası Teoman’ın yerine Hun Devleti’nin başına geçen Mete Han, kısa sürede devlet yönetimi ve askerlik alanlarında gösterdiği başarılarıyla imparatorluğunu güçlendirmiş ve gözünü Çin’e çevirmiştir.

Mete Han, Çin’e karşı askerî bir harekâta girişmeden önce Çin’in kışkırtmalarıyla hareket eden Tunghuları ve Yüeçileri kendi boyunduruğu altına almıştır. Kuzeye ve güneye doğru genişleyerek 26 hanlığı Hun ülkesine katmıştır. Çin sınırına yakın tarlaları ektirerek Çin’i kuşkulandırmadan lazım olan yiyecek ihtiyacını tamamlamıştır. Ordusunu daha da büyüten Mete, ıslık çalan oklar diye bilinen oklarla ordusunu donatmıştır.

Kalabalık Çin ordusuna karşı yapılacak bir harekâtın çok iyi planlanması gerekiyordu. Mete Han’ın planı şöyleydi: Uzun mesafeli, yorucu yürüyüşler yerine; başlangıçta temas kuracak kadar ilerlemek, daha sonra kaçar gibi yaparak geri çekilmek ve düşmanını harekât üssünden uzaklaştırarak kesin sonuçlu bir muharebeyle düşmanı yok etmek. Mete Han’ın asıl ordusu geride, Çin ordusunu çekmek istediği Tatung-fu güneyindeki Sankan-Ho Nehri havzasının arkasındaki dağlarda saklanacak ve diğer küçük bir birlik de Çinlilerle gerçek bir muharebeye girmeden geri çekilecekti. Kış ayları geldiği için Çin İmparatorunun Hunlar üzerine saldırmama olasılığı da vardı. Bu durumu da düşünen Mete Han, ilk olarak Maye şehrine saldıracak ve bu şehrin idaresinde bulunan Han Kralı Tisi’yi kendi yanına çekmeye çalışarak Han Kralı ile Çin İmparatoru Kao-Ti’nin arasını açacaktı. Böylelikle Han Kralına duyacağı öfkeyle Kao-Ti’nin savaştan kaçması muhtemel gözükmüyordu.

Sonbaharın sonuna doğru Tiyanşan Dağları’ndaki yığınağından hareket eden Mete Han’ın ordusu, Çin sınırını aşmıştır. Bir kol; kuzeyden inen yolları gözetmek, Mete’nin harekât üssünü ve asıl ordunun yan ve gerilerini korumak için Tatung’a gitmiştir. Asıl kol da Han Krallığının merkezi Maye şehrini sarmıştır. Han Kralı bu durum üzerine İmparator Kao-Ti’den yardım istemiştir. Fakat bu kadar hızlı bir kuşatma harekâtının olamayacağını düşünen imparator, Mete ile Han Kralının anlaşmış olabileceğinden şüphelenerek yardım etmemiştir. Yalnız kalan Han Kralı, Hunlar ile anlaşmak zorunda kalmış ve ordusunu Mete’nin ordusuna katmıştır. Böylece Mete’nin planlamış olduğu Çin imparatorunu kışkırtma durumu gerçekleşmiştir. Han Kralını Çinliler üzerine salan Mete, krala Çinlilerle kesin bir çarpışmaya girmeden geri çekilme emrini vermiştir.

Sayısı 120 bini aşan birinci ordusunun başında olan İmparator Kao-Ti, Singan-Fu yönünde Han Kralı Tisi’nin ordusunu durdurmuş ve kuzeye doğru kovalamaya başlamıştır. Geri çekilen birlikler, kesin bir muharebeye girmedikleri için yıpranmamış ve Çin ordusu Mete’nin asıl ordusunun olduğu yere doğru çekilmiştir. Çinliler akın kollarını Hansin Geçidi’nde sıkıştırmış, İmparator Kao-Ti bu başarı üzerine Hun ordusunu tamamen dağıtabileceğini düşünerek daha süratli ve hırslı bir şekilde saldırmıştır. Fakat kış şartlarının ağırlaşması ve saldırıdan sonuç alınamaması üzerine askerler umutsuzluğa kapılmışlardır. Kao-Ti, Mete’nin ordusuna iyice yaklaştığını düşünerek Mete’ye elçiler göndermiştir. Mete, asıl ordularını saklamış ve elçileri yanıltmak için yaşlı ve hasta insanları toplayarak onları Hun askerleri gibi tanıtmıştır. Elçiler Kao-Ti’ye verdikleri raporda, Hun ordusunun zayıf ve bitkin olduğunu söylemişlerdir. Kao-Ti, Hunları geriden kuşatmak ve Tatung’a ulaşmak için hareket etmiştir. Bu, Mete’nin planladığı durumdur. Tatung Ovası’na giren 120 bin kişilik Çin ordusu, bir anda çevredeki yamaçlardan gelen 40 bin kişilik Türk askerleriyle karşı karşıya kalmıştır. Mete, askerlerini dört birliğe ayırmış ve her birliğe farklı renkte doru atlar vermiştir. Muharebe tamamlandığında Tatung Ovası’nda koca bir ordu imha edilmiş ve Çin imparatoru kaçarak Peteng Kalesi’ne sığınmıştır. Bu zafer sonunda Çin imparatoru, Mete’nin şartlarını kabul ederek anlaşma yapmak zorunda kalmıştır. Buna göre; Çin prenseslerinden birisi Hunlara gönderilecek ve Çin her yıl vergi verecekti.

Tatung-Fu Muharebesi, Türk askerinin kendisinden sayıca üstün kuvvetlere karşı verdiği savaşlardan sadece biridir. Toplamda 240 bini bulan Çin ordusuna karşı 48 bin Türk askerinin göstermiş olduğu başarı, dünya harp tarihinde Tatung-Fu Muharebesi’nin önemini ve Türk askerî zekasının üstünlüğünü ortaya koymaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: